GÜZEL YÜZ AYNAYA AŞIKTIR

 

 

Bir denizde yüzüp te birbirine çarpan gemiler gibiyiz.

Deniz kabarınca kaptansız ve kılavuzsuz gemilerin oradan oraya savrulması gibi birbirimize giriyor ve batmasak bile ağır yaralar alıyoruz.

Bir rüzgar esintisi yetiyor kabarmaya.

Şu gemilerimize aklı kılavuz ve kaptan etsek ne güzel olurdu.

Bir karar versek artık birlikte ve beraber olmaya. Biz olmasak ta dönen ve ömrü oldukça da dönmeye devam edecek bu yamuk yumuk dünya aldattı bizi. O yamukluğuna rağmen yine de bir yörüngeye ve bir emire bağlıyken bizler karışmayıp biraz geriden izlesek hadisatı ve mutlak adaletin şaşmayacağına dair inancımızı pekiştirsek sakince olmaz mı?

Neyin telaşı bu? Elimizden kaçıp gidecek olan ne?

Ömrünü, rızkını garanti edene edeple kulluk etmek bu kadar mı zor?

Hani Nasreddin Hocaya,

-Hocam bir tepsi baklava götürüyor birisi demişler de,

-Bana ne demiş

– Ama Hocam sizin eve götürüyorlar deyince de

-Size ne demiş…

Yahu bu ne merak?

Bu derece merak edenlerimiz, o kadar da merak edilmek istiyor.

Tamam insanın canı arada testi suyu istiyor istemesine de dereler, denizler ve okyanuslar da neyin nesi? Oralar ne güne duruyor? Kimin için onlar? Testi suyundan tattın yeter artık, o suda yüzülmez ki.

Ey insan başını kaldır, ufka bak, gözünü uzaklara dik, asansörde sıkışıp kalmış gibi birbirimizle uğraşacak hal mi kaldı? Yorulduk yahu.

Dünya hala keşfedilecek kadar büyük. Hele bir de buradan sonrası var ki, ucu bucağı olmayan akla hayale sığmayan genişlikte. Ufacık alanlarda tabure kapmaca oynamaktan bıktık usandık.

Sendekinden bana ne, bendekinden sana ne.

Üstadı Ezeli hepimize ne takdir ettiyse o.

Ne benim nasibim sana gelir ne de sana tahsis edilen bana ulaşır.

Yolun sonunda o ufacık yarıktan geçerken lazım olacakları konuşalım.

Safiyane ayna gibi parlamış bir kalp nasıl elde edilecek? O gönül ayinesi nasıl parlayacak?

Gittiğimiz yerdeki akla hayale gelmeyen güzele öyle bir ayna götürelim ki kendini seyretsin. Güzele verilecek en güzel hediye üstünden tozu pası giderilmiş bir ayna olsa gerek.

Ey dil artık sen de dükkanı kapa, kapa ki senden de bizarız söylediklerinden de. Hayra açılmıyorsa kapın şerre hiç açma. Açma ki etraf pamuk balyalarıyla dolu. Kıvılcımlar saçıp ta ateşe verme cümle cihanı.

Güzel yüz aynaya aşıktır, o yüzden de cana cila kalplere de temizlik verir.

Yamuk dünyanın da uçsuz bucaksız öte alemlerin de sahibini anmak yetip artsın artık cümlemize, her rüzgarda savrulup yaralamayalım birbirimizi.

Zikri daim nasip olsun.

Hüsranda olanlardan olmayalım diye iman, güzel işler ve birbirimize hakkı ve sabrı tavsiye etmek te niyazımız olsun.

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s