VAR MISINIZ…

 

 

15 Temmuz Şehitlerinin fotoğraflarına baktım bugün, kısa hayat hikayelerini okudum.

Sultan Selim Karakoç, Rizeli, 43 yaşında,perdeci, evli ve üç çocuk babası.

Şükrü Bayrakçı, şoför, Afyonlu, 32 yaşında, evli ve  bir çocuk babası.

Suat Akıncı, tesisatçı, Yozgatlı, 33 yaşında, bekar.

Şeyhmus Demir, Kurye, Mardinli, 29 yaşında, bekar.

Sevda Güngör, polis, Adanalı,26 yaşında, bekar.

Timur Aktemur, Mobilya ustası, Ardahanlı, 36 yaşında, evli ve 3 çocuk babası.

Uhud Kadir Işık, Öğrenci, Çankırılı, 18 yaşında, bekar.

Yıldız Gürsoy, Çaycı, Yozgatlı, evli ve bir çocuk annesi.

Ve devam ediyor. Her gün etrafımızda gördüğümüz insanlar bunlar.

Bugün aramızda değiller.

Neden?

Fotoğraflarına bakarken hem gıpta etim, bir yandan da üzüldüm, öfkelendim sonra, onları aramızdan alanlara bildiğim en ağır kelimelerle kahrettim , kendimi her birinin geride kalanlarının yerine koydum ve şimdi ne hissediyorlardır diye düşündüm.

Biz küçükken dinlerdik, mahallede yaşlı dedeler anlatırdı, İstiklal harbi sırasında Yunanlıların yaptıklarını. Dehşet duyardık lakin savaş derlerdi, düşman derlerdi. Kabullenir köşemize çekilir, yastığa başımızı koyunca düşmanla savaşmaya devam ederdik küçük hayal dünyamızda. Sonra da rüyamızda hepsi denizi boylardı.

Peki biz, bizden küçüklere bu şehitlerimizi aramızdan alanları nasıl anlatalım? Adına ne diyelim? Onlar öyle alçak ki, kendilerinden sonraki nesillerin dünya algısına bile kuşku soktular.

Bana öyle geliyor ki,  o gün nasıl darbeci alçaklar organize oldu ve özel birlikler seçti ise, Allah da bu 249 şehiti seçti ve organize etti sanki. 2190 gazi ile destekledi bu özel birliğini. Onlarla bu milleti temizledi. 249 nakış birleşti ve bütün bir İslam alemine sancak oldu. Düşmanların yüreğine korku oldu hepsi.

Müthiş güzel bir ölüm. Bu alemden göç etmenin en muhteşem yolu. Bu onlara nasip oldu.

Yapabilseydim eğer sadece 15 Temmuz değil, bütün şehitlerimizin her birisi için ayrı ayrı film yapmak isterdim. Onları tek tek bütün bir millete ezberletmek isterdim. Nasıl olup ta seçkin olduklarının şifrelerini öğrenip onlar gibi olabilmek için. Bir gün öncelerini, neler konuştuklarını, yarın gidecekleri konağa ve yolculuğa nasıl hazırlandıklarını görmek ve göstermek isterdim.

Bu satırları yazarken hissettiğim mahcubiyeti fark ettiniz.

Kıymetli dostlar, onlar ne için şehit olduysa bizler de sonuna kadar onun için yaşamağa ve gerekirse şehadet şerbetini içmeye and içmeliyiz.

Var mısınız?

 

Reklamlar