Bir Çocuğun Başı Düşse Yeryüzünde…

her-gecenin-ikinci-yarisinda-dua-ve-istigfar-etmenin-fazileti

Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun,

Cuma ahir ve akıbet hayrolsun,

Allah’a hakkıyla iman edenler yeise ve ümitsizliğe kapılmazlar…
Allah mutlak manada adildir.
Akıl bizi Peygamberlerin peşine düşürmek için verildi, her kim aklını şeytana ve duygularına esir etti, yoldan saptı.
Dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir der Allah, sahip olduklarımız bizim için imtihan vesilesidir.
Hayatı Peygamber sav den öğreniriz biz, O’nun dışındaki bütün üstatlar ve alimler onun hayatıyla tartılır, Ona benzemeyen hiç kimse O’nun vekili olamaz,
Ölüm bir son değil, bir yerden bir yere göç bizim için, bir yolculuk, başı ve sonu, müddeti belli bir serüven, belirsizlik gibi görünse de varılacak yer vuslattır.
O zaman hayata ve ölüme yükleyeceğimiz anlam, yolu hangi niyetle yürüyeceğimiz bize kalmış.
Eğlenmek çocuklara mahsus.
Bir çocuğun başı düşse yeryüzünde, burnu aksa, ayağı takılsa bir taşa mahzun oluruz biz, Allah’ın merhametinin üstünde merhamet yok, yaşadığımız her ne olursa biz yine O nun kucağına gideriz, şimdi de öyle yapalım, dua olsun silahımız, gözyaşı toprağa ektiğimiz tohumlar olsun, merhamet çiçekleri açsın önümüzdeki bahar, çocuklar bombalardan kaçmak için değil, önümüzdeki yaz saklambaç oynamak için koşuştursun yollarda, kışa döndüğünde dünya, baharı sobaların üstündeki kestanelerle çağıralım yeniden.
Peygamber sav e komşu olmayı dilerim son menzilde hepimiz için,

Hipnotik Darbe 

a2af6010-c02b-4f51-a65d-61d430d1e830

İnsan beyni kontrol altına alınabilir mi? İnsanlara iradelerinin dışında bazı işler
yaptırılabilir ve hatta cinayet işletilebilir mi? 1996 yılında Daniel Brandt
adlı bir yazar, sarsıcı bir kitapla çıkmıştı ortaya. “Beyin Kontrolü ve
Tanımlanamayan Gizli Hükümetler” adlı bu kitapta bir insana hipnozla bir
cinayet işletilebileceğini iddia ediyordu.
 

Hipnoz, Yunanca uyumak anlamına gelmektedir. Fakat hipnoz tam
anlamı ile uyku hali değil, uyku ile uyanıklık arasında olup, telkin almayı
kolaylaştıran bir ruh halidir. 

Geçmişte insanlar hipnoz ve benzeri yöntemleri bilmeden
kullanmışlardır. Hipnozun ilk olarak kullanılmaya başlandığını gösteren
belgelere Yunanlılarda rastlanmaktadır. M.Ö. 1400-1300 yıllarından kalma dua
taşlarında telkin ile ilgili bilgilere rastlanmıştır. Eskiden yunanlılar
gerginliklerin giderilmesi için hipnozu kullanmışlardır. Eski Galyalılar ise
hipnoza sihirli uyku adını vermişler ve siğili olan kişileri tedavi etmek için
kullanmışlardır. Uzakdoğu dinlerinde de bilinen hipnoz yöntemi çok eski
dönemlerden beri kullanılmakta idi. 1760 yılından sonra ise Avrupa’da Franz
Anton Mesmer tarafından gösteri şeklinde halka tanıtılmaya başlanmıştır.

İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar Hadisini de hatırlamakta
yarar var. Hepimiz bir hayalin peşindeyiz der Hz Mevlana da.  Aslında tam olarak gerçeğin ve hakikatin farkında değiliz. Hepimiz bize gösterilen bir rüyanın peşindeyiz.

On beş temmuz gecesi Türksata saldırıp bir görevliyi şehit
eden teröristin daha sonra su istediği ve suyu Peygamber sav in sünneti gereği
oturarak ve üç yudumda içtiği ardından insanlar homurdanınca ne var işte
arkadaşınız vatanı savunurken şehit oldu, ben ölseydim ben de şehit olacaktım dediği aktarılıyor. Bu hadisenin birebir gerçek olup olmaması çok önemli değil. Benzer örnekleri daha önce de çok işitmişliğim var.

İmam Gazali Batıniliğin iç yüzü adlı eserinde beyni yıkanıp
uyuşturulan insanlara bunun nasıl yapıldığıyla ilgili ayrıntılı yöntemleri
yazmıştır. Önce inandıkları ile ilgili şüphe tohumları ekmek, sonra boşluğa
düşürmek, ardından özel birisi olduğuna dair gizli payeler vermek, sonra üstün
güçleri olduğuna inanılacak bir otoriteye bağlamak, en önemlisi de sürekli bunu kimseyle paylaşmama yönündeki telkinleri. İmam Gazali kitabında bunları ayrıntılı bir şekilde anlatır.

İnsanları hipnoz etmek ve bunu sürdürmenin yolu muhakeme
etmelerini engellemek ve hiç durmadan telkine maruz bırakmaktan geçer. Malum insanların seçilmiş ve özel insanlar olduklarına dair inançları ve gizli saklı olmalarının altında durumu muhakeme etmeye fırsat bırakmamak yatar. Her birisine vad edilmiş özel cennetler vardır.

Teknik ve yöntemlerden uzun uzadıya bahsetmeyeceğim. Telefon
dolandırıcılarının hala başarılı olabildiklerini göz ardı etmeyin lütfen.
Otoriter bir ses, seri ve hızlı konuşmak ve gizlilik muhatabın düşünmek ve
durumu değerlendirmek fırsatı yakalamaması içindir.

Günümüzde özellikle görsel ve sosyal medya üzerinden yapılan algı operasyonlarının altında da benzer yöntemler yatar. Şüpheye düşürmek, boşlukta bırakmak, hızlı ve sık tekrar ve muhakemeyi engellemek.

Peki bu malum cemaatin rehabilite olma şansları var mı? En
önemli soru bu bence.

Hipnozdan çıkma şansları var mı? Düşük olsa da var. Tecrit ve
telkinlere maruz kalmaktan uzaklaştırmak yararlı olabilir. Ancak bir insanı
içinde bulunduğu inanç kuyusundan çıkarabilecek en etkili yöntem etkili ve yeni bir duygu fırtınası içindeki yeni telkinlerdir.

Örnek verecek olursak ayaklarının küçük olduğuna inandığı
için sokağa çıkmayan bir hasta için çağrılan Erickson hastanın  beklemediği bir
anda koltuk değneğiyle gencin ayağına basar ve hasta canhıraş acı içinde
bağırırken o daha sert bir ses tonuyla bu kadar büyük ayağın olursa ben de
basarım tabi der.

Yine de malum yapı için çok ümitvar olmamak gerekir.
Rehabilitasyon o kadar kolay olmayacak. Özellikle de bukalemun tarzı bir
kişilik yapılanması ile karşı karşıya olduğumuz düşünülürse.

Münafıkların Asr-ı Saadette de var olduğu, bizde hastalık
yapan mikropların her yerde ve her zaman mevcut olduğu  düşünülürse hastalanmamak için korunmanın yolu vücudu ve bünyeyi güçlendirmek ve bağışıklık sistemini güçlü tutmaktan geçer.

Güçlü olmanın en temel yolu ise en güçlüye dayanmaktır.

Bu topraklarda yaşayan insanlar, kendilerinden önceki
atalarının en güçlü olduğu dönemlerdeki gibi inanmalı ve yaşamalıdır. Anlatılanların özeti budur.