MESNEVİ DENİZİ

images (3)

 

Sevdiklerinizi sevdiklerinize tanıştırırken duyduğunuz heyecanı hatırlar mısınız?

Siz seviyorsunuz ya, onlar da hemen birbirini sevsin muhabbet artsın, sürur kartopu gibi katlanarak devam etsin istersiniz.

Eğer zaten herkesin tanıdığı birisini diğerlerine tanıtmaya çalışıyorsanız?

Böyle bir durumda söz yerine sükut daha evladır. O zaten kendini tanıtır.

Bugün burada söyleyeceklerimi sevdiğim birisinden söz açmak, onun hakkında konuşmaktan duyduğum keyfi kelimelere dökmek tarzında telakki etmenizi istirham ederim.

Hz Mevlana da eserlerinde  tıpkı böyle yapmıştır. Lafı ne yapıp edip sevdiğine getirmiş, Mecnun’un Leyla dediği gibi Allah demiştir. İşin özü budur.

Bize sevdiğinden bahsetmiş, o çok sevdiği Sevgilisi ile bizi dost ve yar etmeye çalışmıştır.

Sevgili ile aralarındaki muhabbetten anlayabileceğimiz düzlemde sırlar açmış, bunu hikayelerle üstü kapalı bize de anlatıp bizi de o muhabbete ortak etmiştir.

Onun eserlerine aşina olup içselleştirenlerin bir sonraki durağı Peygamber sav olmuştur. Peygamber sav i tanıyıp sevmiş ve izinden Cenab-ı Hak ve Zül Celal Hz lerine ulaşma aşkıyla dolup yola, revan olmuştur.

Aslı bu olan sohbetin satır aralarında ise, bizi bize tanıtır. Bize yaşadığımız yeri, yolculuğumuzu, yoldaki engelleri, dostu düşmanı anlatır. Nasıl daha hızlı yürünür? Nasıl daha ahlaklı, itibarlı olunur? Bunlardan söz eder. Allah’la aramızı düzeltir. Sevdiklerini bize de sevdirmektir muradı ve daha önemlisi, bizi de onlara sevdirmek.

Yol çetindir. Haberdar eder.  Bu dünyadaki asıl derdin ayrılık olduğunu en baştan söyler. Vatandan, dosttan, aşktan, yardan ayrılmak derin bir ızdıraba gark eder insanı.

Dinle, bu ney nasıl şikâyet ediyor, ayrılıkları nasıl anlatıyor. Mesnevi.1.1

Dertli insanın derdini anlatma ihtiyacından, onu anlayacak kalp arayışından söz eder.

Ayrılıktan parça parça olmuş, kalb isterim ki, iştiyak derdini açayım.Mesnevi.1.3

İnsan ayrıldığı yeri arar ve ister.Bu gölgelik tabir edilen dünyada insana iyi gelecek olansa basiretli, ferasetli, önünü ardını gören faziletli bir kılavuzdur. İnsan geldiği yere gidecekse ancak böyle bir kılavuz arayışıyla başlamalıdır işe önce. Sonrasında zaten her ruhun kendine özgü bir yolu olacaktır.

İnsanın sermayesi niyaz ve gözyaşıdır.

Duygularını görüş suyuyla yıkayacak, aklıyla duygularını yönetecek ve sonra da aklını Peygamber sav in önünde kurban edecektir.

Yola çıkma serüveni ancak özgürleşen birinin yapabileceği bir eylemdir. Özgürlük içinse önce onu toprağa bağlayan bağlarından kurtulmalıdır.

Ey oğul! Bağı çöz, azat ol. Ne zamana kadar gümüş, altın esiri olacaksın?Mesnevi.1.19

Özgürlüğün yolu kanaatten geçer. Belki de insanın ilk elde edeceği yakıt kanaattir. Sonrasında da yegane korkulması gerekenden korkup, diğer tüm korkulardan kurtulup, kendini aşk deryasına bırakmalıdır.

Yol boyunca kendini aradan çıkardığı ve göz yaşlarıyla yıkadığı bir secdesi olduğu sürece insan menzilden menzile yol alır. Her durakta yeni yüzler ve yeni sohbetler bulur. Yolun nihayeti yoktur. İşte bu yüzden aşk bitmez ve nihayetsizdir.

Bu sözün de sonu gelmez. Dileğim ve arzum odur ki: Kendi nehirlerinizden Mesnevi denizine siz de bir ark açın.

Sevmenin ve sevilmenin yolu tanış olmaktan geçer.

Ey yoldaş, ey arkadaş! Sûfî, vakit oğludur (bulunduğu vaktin iktizasına göre is görür). “Yarın” demek yol şartlarından değildir. Mesnevi.1.133.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s