MUHABBET

xB_C0Jyl

Hadi biraz kendinden söz et deyince,

Cebimizden çıkardığımız bir notu okuyanlar gibiyiz.

Sen kimsin deyince,

Cüzdanından kimlik çıkarıp gösterenler.

Daha yeteneklilerimiz yaptığı bir resmi veya çektiği bir fotoğrafı da gösterebilir.

Neler yaptın deyince,

Gezip gördüğü yerleri anlatanlarımız,

Oysa şairin  dediği gibi : Bir insan kendinden başka nereye gidebilir ki?

Bir fotoğraf makinesinin hüznü içimde yaşadığım, hep başkalarını resimleyen, bir fotoğrafçı ya da, hep ötekilerin resimlerini sergileyip kendini anlatmaya çalışan bir ressam.

Sosyal medya çılgınlığından söz edenlerimiz , aslında haksızlık etmiyor muyuz? Endişemiz,  bu mecranın saklandığımız yerlerde bizi bulması mı acaba? Belki de görünmek ve bilinmek isteğimizi körüklemesi mi? Korkumuz görünmek ve bilinmek mi? Çelişkimiz hem görünmeyi istemek hem de göründüğümüz zaman görünenle tanışık olmamak mı? Ya bilmediğimiz, tanımadığımız zannetmediğimiz birisiysek?

Sosyal medyaya güvenmeyin derken, insanlar kendilerini olduğundan farklı gösterebilir, yalan, dolan derken aslında ne demeye çalışıyoruz? İnsanlar olduğundan farklı görünür, aldatır mı? Kendilerini allayıp pullayıp gerçek yüzlerini saklarlar mı demek istiyoruz? Bu zaten bilinmeyen bir şey mi ki? Bu insanoğlunun hep yaptığı değil mi?

Bir Kutsi Hadiste şöyle buyruldu:

“ Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim. Halkı yarattım, nimetlerimi onlara sevdirdim. Böylece Beni bildiler.” (Acluni, II, 132)

Bilinmek ve tanınmak ihtiyacımız bir hakikat.  Peki ne için?

Tanış olmak için. Sonra muhabbet.

Muhabbetin başlangıcı tanış olmaktan geçmiyor mu?

Tanımadığın bilmediğin bir malı nasıl satarsın? Nasıl pazarlarsın? Ya bozuksa, eksikse, anlattığın gibi değilse? Alıcıyla aranda anlaşmazlık çıkmaz mı?

Hadi kendinden söz et deyince, tanımadığın birini allayıp pullamak, cebinden çıkardığın başka resimler gösterip, katalogtan satış yapmak gibiyse eğer muhabbet gerçekleşmeyecektir öyle değil mi?

İlişkilerimiz, tanışıklıklarımız aslında olduğu gibi değil de, olmasını istediğimiz ya da düşlediğimiz gibi başlıyor genellikle.

İlişkilerimiz katalog alışverişi gibi. Makyajlı, süslenmiş ve düşlenmiş başlangıçlardan sonraki aldatma ve aldanmışlıklar hikayesi.

Şimdi birtakım bilgilere ihtiyacımız olduğu açık. Başkalarını suçlamak yerine yeni bir harita gereken.

Şöyle ki:

Kendimi tanımıyor olabilirim o yüzden özellikle yakın ilişkilerimdeki geri bildirimler üzerinde düşünmeliyim. Başkaları da benim gibi kendinden bihaberse, katalog ürünleriyle ilgili daha dikkatli olmalıyım. Bizzat görmeli ve bir bilene de göstermeliyim hatta.

Muhabbet bir insanın doğayla bütünleşmesi gibi. İnsan da doğa da değişkendir. Hem doğayı hem kendini tanıyan insan yağmur olunca bir kuytu bulur, hafifse yağmurluğunu alır. Paltosu vardır kış için, Yaz olunca ağırlıklarını bir kenara bırakıp kışa hazırlanır. Baharın, yazın, sonbaharın, kışın çiçeklerini koklar ve tanır, mevsimi geçip gidene de, gece olunca yıldızlara da, dolunayın aydınlığına da eyvallah der. Yırtıcı hayvanları da kırlangıçları da selamlar. Ne doğaya kızar ne de kendine. Kızgınlık yerine her gün daha çok tanışmayı yeğler.

Bu biraz da cesaret işidir. Tanımak ve tanışmak cesur insanların yapabileceği bir şey. Korkaklık muhabbete engeldir zira.

Yunus bunu şöyle formüle etmiş: “Gelin tanış olalım, İşi kolay kılalım, Sevelim sevilelim, Dünya kimseye kalmaz…”

Muhabbet isteyen kendini tanısın. Muhabbet isteyen kendini tanıştırsın. Muhabbet isteyen başkasını tanımaya istekli olsun.

Muhabbet tanışıklıktır vesselam.

“Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışasınız diye sizi milletlere, kabilelere ayırdık. Haberiniz olsun ki, Allah katında en şerefliniz, en takvalınızdır. Muhakkak ki, Allah, bilendir, her şeyden haberdardır.” Hucurat.13.

Faik Özdengül

KİTABINI OKU

b-25142-kitap_dalgalanıyor

“Allah’a inandım de,sonra da dosdoğru ol.”  Hadis-i Şerif.Müslim. İman. 622.

Akıp giden sular, yerlerinde çivilenmiş gibi duran dağlar, geçip giden mevsimler, havada kanat çırpan kuşlar, rüzgarın fısıltısıyla kabaran denizler, sıcaktan kavrulan çöller, zamanlı zamansız misafirler, bulutlar, zaman, boy boy ağaçlar… Hepsi de dosdoğru.

İş söz ve doğruluk, meleğin gıdasısır. Melek bunlarla göğe ağar. Hz Mevlana.

Sana yalan söyleten nedir?

Doğruluktan alıkoyan yerin neresi?

İnsanları kandırınca neyi kazanacaksın?

Her yalanın arkasında bir duygu var. Korku, hırs, utanç, haset, şehvet,…

Ya kendine söylediğin yalanlar?

Yazıktır hem sana hem herkese.

Her yalanın, her kandırmanın bir süresi var. Uzun sürmez. Kiminin mumu yatsıya kadar, kimi sabaha, hadi binbir hilen var diyelim, ya kıyamet sabahı?

Yalan gündüzü sevmez. Düzenbaz karanlığı sever. Karışıklıktan hoşlanır.

Yalan ve düzen Allah’ı unuttuğunun işareti değil mi?

Bana söyler misin, Allah’ın görmediği bilmediği bir yer mi biliyorsun ki, küstahça kuş kadar beyninle yaptığın hilelerle kazanacağını sanıyorsun?

Günün birinde cansız, hareketsiz, çırılçıplak uzanacaksın kandırdıklarının önünde.

Vakit daraldı, çabuk ol.

Pişmanım de. İtiraf et. Özür dile. O seni cansız bırakmadan önünde eğil, tövbe et.

Elçiyi dinle:

“Allah’ım senin verdiğine engel olacak, vermediğini de verecek kimse yoktur. Senin yardımın olmadan hiç bir zengine serveti fayda vermez.” Hadis-i Şerif. Buhari. Ezan.155.

Gönlünü tövbe suyuyla yıka. Sonra da gönül arsasını sahibine teslim et.

Temiz kulakla dinle önce.

Varlığının amacı ne?

Sahibin senden ne istiyor?

Gittiğin yerde makbul olacak olan ne?

Giderken götürdüklerin götürmeye değer mi?

Sırtındaki çuvalı çıkarıp bir kontrol et, işe yaramayanlardan kurtul.

Yalan da, düzen de, oyun da bir yere kadar.

“Sözlerin en doğrusu, Allah’ın kitabı; yol ve metodun en güzeli ise Muhammet as ın yolu ve metodudur.” Nesei. İdeyn. 22.

Ey insan gündüzün aydınlığı geldi, çattı. Her şey aşikar. Gözlerini kapama. Küstahlık etme. Saklanma. Saklama. Korkma.

Kitabını oku.

Faik Özdengül

MİRAC

11181638_10153264777574519_6697595104619272440_nCuma toplar bizi
Camiler kandilleridir asumanin
Bir dua
İki güzel söz
Muhabbet
Akıp giden zaman
Belki bir de çay kahve
Ne biliyim
Önce la deyip
Sonra illallah ile
Miraç dilerim

BAŞ LIK

indir

Başına bir şey gelecek deriz.
Başına gelmeyen kalmadı.
Başa gelen çekilir.
Başında bir hal var.
Başı dumanlı.

Neden başa gelmek deyimi?
Baş neyi temsil eder?
Bir şey başa gelirse aynı zamanda her şeye gelir.

Birisini öldürürken başını cellata verdi deriz
Başın verilişi ölümdür çünkü.

Baş görür, baş duyar, baş koklar, baş tadar, baş dokunur, bütün duyular, veriler başa gider, bütün emirler baştan ayağa yayılır. Başla irtibatı kesilen her uzuv her bölge felç olur.

Baş düşünmektir, akletmektir, karar almak,uygulamak.
Düşünmek için baş kaşınır, daha iyi duşünsün diye daha çok kaşınır.
Her şeyin bir başı vardır. Her mahlukun her köyün her ilçenin her ailenin, okulun, klanın, milletin, devletin,tesbihin, soğanın, her takımın.

Doğarken hepimize bir baş verirler, sonra aklımız erince baş başa verir biz de kendimize bir baş ediniriz.
Ahvalimizi sorarlarsa şükür başımız sağ selamette deriz. Başımız dertte dediğimiz de olmuştur.

Bismillah demeyi öğrendik cok şükür. Allah’ın adıyla başlamak. Lailaheillallah diye de bitsin ömrümüz, niyaz ederiz.
Eskiden baş başa bağlı,  baş da şeriata bağlı derlerdi. Başı da bir yere bağlamalı.
Başbaşa verip baş ittihaz edilecek zamanlarda, edinilecek başın nereye bağlı olduğu veya bağlanacagi da tek tek başların sorunu,  zira baş da başı boş birakilmamali.
Baş belaya sokulmamalı.

Başımız başta sağolsun, iş işten geçtikten sonraki başsağlığı taziyede söylenir.

Cuma ahir ve akıbet hayrolsun.
Başınız hiç ağrımasın.