KUMDAN ŞEHİRLER

“Sen çocukluğundan sebepleri görüyor ve cehaletin dolayısı ile sebeplere yapışıyorsun

Sebepleri görüyor da Müsebbibten gaflet ediyorsun. 
Bu hakikati örten , Müsebbibibin yüzünü gizleyen sebeplere ondan meyletmektesin sen.
Sebepler gitti mi, başına vurur: aman Ya Rabbi demeye koyulursun…
Tasavvuf nedir? diye bir Ulu’ya sordular da: Gam ve keder zamanında kalbinde ferah bulmaktır, cevabını verdi.
Cenab-ı Hakkın verdiği mihnet ve cefayı, o güzel huylu Peygamber’in mestini kapan tavşancıl gibi bil.
O Resul-i Ekrem’in mübarek ayağını yılan sokmasın diye mestini kaptı.
Bir belaya uğrayınca sürçmeyen ve sarsılmayan akla ne mutlu. Mesnevi. III. 10822-931.
 
“Hz Bilal ölüm döşeğindeydi.
Zevcesi dedi ki: Ey güzel tabiatlı ayrılık zamanı, Bilal dedi ki: Hayır, hayır vuslat zamanı…
Zevcesi: Bu gece gurbete gidiyorsun, hısım ve akrabalarının gözünden kaybolacaksın,
Bilal dedi ki: Hayır, hayır belki bu gece ruhum gurbetten asıl vatanına kavuşuyor
yüzünün parlaklığı ve nurlu gözleri söylediklerinin doğruluğuna şehadet ediyordu.
Kalbi kara olanlar O’nu siyah yani habeşi görüyorlardı. Fakat göz bebeği neden siyah oldu?
Yüzü kara olanlar hakikati göremeyenlerdir. İnsanların göz bebeği olan insan ise ayın aynasıdır.
Zevcesi: senin yüzünü biz nerede göreceğiz? Bilal cevap verdi ki: Allah’ın haslarının halkasında
Eğer Alem-i esfele değil de Alem-i balaya bakarsan o has halka sana muttasıldır.
Bu halkada yüzükteki elmas taşın parladığı gibi, Rabbulaleminden gelen nur parlar.
Zevcesi: vah yazık bu ev harap oldu dedi. Hz Bilal sen aya bak sise buluta değil dedi.
Cenab-ı Hak benim ceset hanemi daha güzel imar etmek için yıktı. Zira ailem kalabalık ev de küçük. 
Ben evvelce Adem as ın arza inişinden sonraki gam ve gussa hapsine düştüğü halde idim, şimdi ruhumun nesli doğuyu da kapladı batıyı da.
Bir kuyuya benzeyen bu evde yoksuldum. Şimdi padişah oldum. Padişah için köşk ve saray lazımdır.
Bu dünya kalbi ölmüş kimselere geniş ve parlak göründü. Halbuki dışı geniş içi gayet dardır.
Dünyanın genişliği göz bağından ibarettir. Halbuki ahirete nispetle o çok dardır.
Gülmesi ağlamaktan ibaret,övünmesi ar ve ayıptan başka bir şey değil.Mesnevi.III. 11177-200″ 
Ölüm hepimize simsiyah göründü. Bütün lezzetleri unutturan ölümü sık anın demişti oysa Peygamber sav.
 Zavallı çaresiz insan çöllerde kumdan şehirler yaptı. Bir rüzgar esti ve hepsi viran oldu. Kalakaldı öylece. Sussun mu? Kızsın mı? Unutsun mu?
Kaldırımda bağırıp, çağıran, döğünen çocuklara döndük. Aciziz işte.
Hayat ya sabırdır ya şükür.
Merak etme ey insan kabulleneceksin, ölüm var eninde sonunda bileceksin.
Gel Baki olanı ara. Elçilerini dinle. Gönderdiğini oku.
Cuma yeniden tövbe etmenin adı. Tövbelerle kara kalpleri yıkama günü.
Ey Rabbimiz can yanıklarımız var, kalplerimiz kömürden de kara, yanına alıp siyahını beyaz yaptıkların gibi bizim de kalplerimizi tövbe suyuyla bembeyaz yap. Sana siyahıyla gelen bembeyazların hatırına bizi karartma. Gidenlerin ardından gelmeyeceklerini bile bile gözyaşı suları döktük, kalanlar da bizler de sana emanetiz. Emanetine sen sahip çık. Sürçmeyen ve sarsılmayan akıllar ver bize
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s