KORKMA ayrılıktan AŞK VAR

KORKMA ayrılıktan AŞK VAR

ÖNSÖZ
Bu kitapta ayrılığı ve ayrılıktan sonra iyileşmeyi yazdım.
İlk kitap “Rumi Ve Aşkın Terapi”den bu yana neredeyse dokuz yıl geçti. İkinci kitap iki isimli oldu. Bazen “Her Şey Yağmurla Başladı” diye anıldı bazen de “Rumi Ve Aşkın Terapi II” diye.
Benim için her şey Mesnevi ile tanıştıktan sonra başladı. Amacım, yazdıklarımla sizi de onunla tanıştırmak. O da bizi zaten Sevgili ile tanıştıracak.
Her derdin devası var. Ölüm bir dert mi devamı? Hep tartışılır.
Gelin Hz Mevlana kılavuzumuz olsun, ardından yürüyüp gidelim sevgiliye.
Faik Özdengül
Konya. 2014

KUMDAN ŞEHİRLER

“Sen çocukluğundan sebepleri görüyor ve cehaletin dolayısı ile sebeplere yapışıyorsun

Sebepleri görüyor da Müsebbibten gaflet ediyorsun. 
Bu hakikati örten , Müsebbibibin yüzünü gizleyen sebeplere ondan meyletmektesin sen.
Sebepler gitti mi, başına vurur: aman Ya Rabbi demeye koyulursun…
Tasavvuf nedir? diye bir Ulu’ya sordular da: Gam ve keder zamanında kalbinde ferah bulmaktır, cevabını verdi.
Cenab-ı Hakkın verdiği mihnet ve cefayı, o güzel huylu Peygamber’in mestini kapan tavşancıl gibi bil.
O Resul-i Ekrem’in mübarek ayağını yılan sokmasın diye mestini kaptı.
Bir belaya uğrayınca sürçmeyen ve sarsılmayan akla ne mutlu. Mesnevi. III. 10822-931.
 
“Hz Bilal ölüm döşeğindeydi.
Zevcesi dedi ki: Ey güzel tabiatlı ayrılık zamanı, Bilal dedi ki: Hayır, hayır vuslat zamanı…
Zevcesi: Bu gece gurbete gidiyorsun, hısım ve akrabalarının gözünden kaybolacaksın,
Bilal dedi ki: Hayır, hayır belki bu gece ruhum gurbetten asıl vatanına kavuşuyor
yüzünün parlaklığı ve nurlu gözleri söylediklerinin doğruluğuna şehadet ediyordu.
Kalbi kara olanlar O’nu siyah yani habeşi görüyorlardı. Fakat göz bebeği neden siyah oldu?
Yüzü kara olanlar hakikati göremeyenlerdir. İnsanların göz bebeği olan insan ise ayın aynasıdır.
Zevcesi: senin yüzünü biz nerede göreceğiz? Bilal cevap verdi ki: Allah’ın haslarının halkasında
Eğer Alem-i esfele değil de Alem-i balaya bakarsan o has halka sana muttasıldır.
Bu halkada yüzükteki elmas taşın parladığı gibi, Rabbulaleminden gelen nur parlar.
Zevcesi: vah yazık bu ev harap oldu dedi. Hz Bilal sen aya bak sise buluta değil dedi.
Cenab-ı Hak benim ceset hanemi daha güzel imar etmek için yıktı. Zira ailem kalabalık ev de küçük. 
Ben evvelce Adem as ın arza inişinden sonraki gam ve gussa hapsine düştüğü halde idim, şimdi ruhumun nesli doğuyu da kapladı batıyı da.
Bir kuyuya benzeyen bu evde yoksuldum. Şimdi padişah oldum. Padişah için köşk ve saray lazımdır.
Bu dünya kalbi ölmüş kimselere geniş ve parlak göründü. Halbuki dışı geniş içi gayet dardır.
Dünyanın genişliği göz bağından ibarettir. Halbuki ahirete nispetle o çok dardır.
Gülmesi ağlamaktan ibaret,övünmesi ar ve ayıptan başka bir şey değil.Mesnevi.III. 11177-200″ 
Ölüm hepimize simsiyah göründü. Bütün lezzetleri unutturan ölümü sık anın demişti oysa Peygamber sav.
 Zavallı çaresiz insan çöllerde kumdan şehirler yaptı. Bir rüzgar esti ve hepsi viran oldu. Kalakaldı öylece. Sussun mu? Kızsın mı? Unutsun mu?
Kaldırımda bağırıp, çağıran, döğünen çocuklara döndük. Aciziz işte.
Hayat ya sabırdır ya şükür.
Merak etme ey insan kabulleneceksin, ölüm var eninde sonunda bileceksin.
Gel Baki olanı ara. Elçilerini dinle. Gönderdiğini oku.
Cuma yeniden tövbe etmenin adı. Tövbelerle kara kalpleri yıkama günü.
Ey Rabbimiz can yanıklarımız var, kalplerimiz kömürden de kara, yanına alıp siyahını beyaz yaptıkların gibi bizim de kalplerimizi tövbe suyuyla bembeyaz yap. Sana siyahıyla gelen bembeyazların hatırına bizi karartma. Gidenlerin ardından gelmeyeceklerini bile bile gözyaşı suları döktük, kalanlar da bizler de sana emanetiz. Emanetine sen sahip çık. Sürçmeyen ve sarsılmayan akıllar ver bize

Kömür Karası yetmez mi?

Sabah işe giderken baktım güneş yine doğmuş ağaçlara baktım işlerinde guclerinde insanlara baktım günlük telaselerine çoktan dalmış kendi gundemleri var

 

Öğleden sonra tıp Fak de bir konferansim vardı hemşirelik günü nedeniyle

 

konu başlığını 1 ay önce belirlemistik “Sıkıntı Nimettir”

 

Sonuçta bizim meslek insanların zor zamanlarinda acılı çaresiz hissettiği anlarda onlarla karşılaştığımız bir iş

 

Bu yüzden bu tür durumlarda onlara soyleyecek birkaç cümleleri olsun istemiştim dinleyenlerin

 

Ve bugün böyle bir güne denkgeldi konusma ve konu tevafuk oldu

 

Ofkeliydi insanlar

 

aslında öfke gidenlereydi çünkü bir kez daha bize her şeyin sonlu olduğunu gösterdiler

 

Bizim yok saydığımız görmezden geldiğimiz ölümü yeniden gözümüze soktular

 

Icsel hesaplasmalarimiz yeniden depresti

 

Öfke ve suçluluk basedilemez hale gelince yönelecek mecra arar ve öyle de oluyor

 

Sunu sırasında öfke bana da yöneldi

 

Hayat kazanmak değil kaybetmek üzerine kuruludur oysa

 

Erken ya da geç herseyin bir ömrü var

 

Giden zaten evine gider de asıl kalanadir kalanlar

 

öfkeyle ve suclulukla basetmek kalana düşer

 

Şimdi bunlarla cebellesiyor ne yapacağımızı bilemiyoruz

 

Yas tutacagiz öncelikle kriz anı geçer geçmez ve istesek de istemesek de kabullenecegiz

 

Yaşamanın başka yolu yok çünkü

 

Suçluluk duygusundan kurtulmanın en kolay yolu suçlamak ya da ofkeden çıkmanın en kolay yolu kırıp dokmektir

 

Canımız yandı canlar yandı

 

Yangın sonse de geriye kalan kırılmış dökülmüş onca yuva yüzlerce kalp bunlar tamir olur mu

 

Acil serviste hekimlik yaptığım zamanları biliyorum acının rengi yoktur ve o herkeste aynı yeri dağlar ve bütün ayrismalari yok eder

 

Bir Dokunuş bir dik duran omuza ihtiyaç vardır ve böyle zamanlarda acı çeken anlasilabilecegini inkar eder

 

Ilk tepki hep inkardir ve ofkedir buna rağmen bu öfkeyi cekecegimizi bile bile yine de gercekte durmaya calisirdik

 

Icsel suçluluk duygularimizin bizi nasıl zorladigini bununla basetme konusunda bir çok şeyi eleştirmeye bizi nasıl ittigini gorebiliyorum

 

Simdi

 

Kuşu ölmüş bir çocuğa taziyeye giden savaşta babaları ölmüş iki çocuğa bundan sonra babanız ben oluyum mu diyen Peygamberi davranışlara ihtiyacimiz var

 

Gidenler bizim için can verdiler onların kalanları da bize emanet

 

Yigitlik ölüme rağmen ve ölümle beraber yaşamaktır ve yasatmaktir

 

Merhameti her şeyi kuşatan yanlış yapmaz zulmetmez

 

Bizler nefislerimize zulmederiz

 

Madem öyle ellerimizi bir edelim yuzlerimiz birbirimize dönsün ki bir olup yara saralim

 

daha hangi acı gerekiyor kin karasini yıkamak için

 

Kömür karası  yetmez mi?