Gölün Kenarında

Gölün kenarında

Arkası dönük

Elleri ceplerinde bir çocuk

Küsmüş kızmış

Bir heykel gibi

Yıllardır orda

İki ayağının üstünde

Başı önde

 

Fark edeli çok uzun olmadı

Dışarısının yetmediği anlamsızlaştığı

Gücümün kalmadığı

Çaresiz hissettiğim

Neden böyle diye merak ettiğim

Gözlerimi kapattığım bir andı

 

Birdenbire gördüm onu

Orada öylece duruyordu

Kim olduğunu bilmediğim

İçimde yer bulmuş

Herkesle beraber bana da

Mesafe koymuş

Arkasını dönmüş

 

Seslendim duymadı

Duyduysa da üstüne alınmadı

Ne yaklaşabiliyorum

Ne sesimi duyurabiliyorum

Dönmesinden de korkuyorum

Nasıl bir yüz bilmiyorum

Kaç yıl oldu?

Onca yıl neye dönüştü?

Kimdi?

Kime küstü?

Neye darıldı ?

Aç mı susuz mu ?

Kimi kimsesi yok mu?

Kimi neyi bekler, ne ister?

Sağ mı ölü mü?

 

Cevap yok

Hiçbir kımıltı

Hiçbir emare

Ben de yaklaşamıyorum

Bıraktım onu öylece

Gidemedim yanına

Korktum zira

 

Görüyorum ara sıra

Gözlerimi kapattığımda

Açıkken de hatta

Gidebilmeyi istiyorum

Bir gün yanına

Üzülüyorum içimdeki

Kırgın küskün öfkeli çocuğa

                                                                          Faik Özdengül

Reklamlar

Balon Çocuklar

Öylece kalakalıyorum bazen

Boşlukta asılı

Düşüyor muyum çıkıyor muyum?

Nerdeyim ?

Ne tarafa gitmeliyim

Gidebilir miyim?

Anlamadığım bilmediğim

Başkalarını gördüğüm

Ama görünmediğim

Bir yer

Savrulmuyorum

Duruyorum

 

Daraltıcı

Boş

Anlamsız

Sönmüş bir balon gibi

Yakıtı bitmiş bir araç

Dermanı tükenmiş bir yaşlı

Parası bitmiş bir yolcu

 

Birisi şişirsin balonu

Biri dokunsun

Bir yüz görsün

Bir yüze değsin

Elinden tutsun

 

O boşluk ne ara oluştu

Neden yapıldı

Nereye yerleşti

Neyin yerine ?

 

Boşlukla yaşayan insanlar

İçi boş gölgeler

Seçemezler diyor

Hızlı hızlı anlatıyor

 

Sönünce balon

Bitince yakıt

Tükenince derman

Ne bulursa atarlar içeri

Çünkü boşluk dayanılmaz

Şişinmek içindir her şey

Bir söz duymalı

Bir yüz görmeli

Biri beğenmeli

Bir vücuda temas etmeli

Hepsi o kadar

 

Bağlılık yok

Biran önce tıkınıp

Bir şeyler atıştırıp

Takıp takıştırıp

İçine çektiği havayla

Rüzgara göre

Gidebildiği yere kadar

İdare etmeli

 

Balon şişkinken

Güçlüyüz diyor

Burun yukarda

Her şey mümkün

Caka bizde

Alımlıyız

 

Bitince hava bir öfke

Burundan solumalar

Surat bir karış

Bağırmalar çağırmalar

Suçlamalar

 

Ya da kaybolmalar

Mesafe

Soluk soluğalar

Issız bir köşede

Tek başına

İçten içe ağlamalar

 

Hepsi yardım çağrısı

Bu tür insanlar

Yalnızlığa

Dayanamazlar

 

Sordum ben de

Hep mi böyle

Böyleymiş meğerse

Bilmiyordum adını

Peki sevme sevilme?

Yakıt alıncaya kadar

Hava dolana

Elinden tutana

Dokunana kadar

Sonra?

Sonra bir bunaltı

Arka kapı hep açık

Fırsatını bulur bulmaz

Kaçmalar

 

Hasbelkader doğmuşlar

Sonrasında

Görülmemiş

Duyulmamış

Dokunulmamış

koklanmamış

Çocuklar bunlar

 

Bağıra çağıra

Ağlaya sızlaya

Mızmızlana mızmızlana

Yanıp kavrulacaklar

Bu arada çok

Can da yakacaklar

Çare kalmayınca

Serin bir su arayacaklar

Sönecek ateşleri elbet

Bir demircinin elinde

Yeniden şekillenip

Dövüle dövüle

Sabırla

İsle pasla

Büyüyüp

Nihayet karar bulacaklar

Faik Özdengül

Hadi Neron

Bir Neron da bana lazım

İçimdeki Roma’yı yaksın

Eski püskü ne varsa, yıkık dökük

Hepsi ortadan kalksın

 

Yeniden inşa etsin şehri

Büyük meydanlar

Geniş caddeler

Parklar ağaçlar

Sağlam binalar

Soluk alsın insanlar

Yaşlı genç çoluk çocuk

Güneş görsün yüzleri

Trafik tıkanmasın

Gidecekleri yerleri

Kolayca bulsunlar

 

Mesela gözyaşı

Tıkanıklıktan dolayı

Yolunu şaşırıp

Gözler yerine

Ense köküme

Ya da başımın tepesine

Akmasın

 

Öfke dile gelmek yerine

Kollarıma

Parmak uçlarıma

Ya da mideme sulanmasın

 

Dil gereksiz yere

Olmayacak şeylerin

Konağı olmasın

 

Yağmur yağdığında

Lağım tıkanmasın

Üstüne gelen her şeyi

Sindirsin içimdeki şehir

Kanalizasyonları tıkanmasın

 

Göç alacaksa da alsın

Ama herkes

Üstüne çullanmasın

Haset illaki olacak

Yapacak bir şey yok

Olsun da

Olur olmaz her laftan

Suçlanmasın

 

Yeniden inşa için

Yanarken canım acıyacak

Bilgim var

Şehir kül duman içinde kavrulacak

Yaz ya da kış

Aralık ya da temmuz ne zamansa

Olduğunda sabırla yalvaracak

 

Duyduğuma göre yıkmasını bilen

Yapmasını da bilir

Söken terziyse yeniden dikebilirmiş

İkide bir tamirat tadilat yapıp durmaktansa

Hadi Neron

Hadi aç yarayı da Roma yeniden

Yepyeni kendine gelsin

Olmayacak böyle

Eski püskü yıkık dökük harabe

Toprak nefes alıp tazelensin

Faik Özdengül

AYRILIK

Şu ayrılıklardan öyle bizarım

Gözümü açıp görmektense

Korkumdan köstebek gibi

Kendime mezar kazarım

Aklım şuurum her neyse

İstemez bıktım usandım

Canı cehenneme hepsinin

Yapabilsem şuracıkta sızarım

 

Kazmalı kürekli bilmem kaç kişi

Göğsümde hepsi kara gözlü birer madenci

Tın tın sesleri kulağımda yorulmak bilmez

 Kazarlar da kazarlar her yeri

Tırmaladıkları sinem değil de sanki

Tozun toprağın acının kanın maderi

 

Başım omuzlarımla destekli

Enseden başlayıp tepeden aşağı

Dik durabilmesi için gerilmeli

Gözler görünüşte hevesli istekli

Açsa bir açılsa kapakları

O zaman görün siz

Her şeyi önüne katıp çağlayıp akan seli

 

Ayrılık bir mahşer terleten

Tuttuğu her yeri kanatan

Acımasız merhametsiz kerpeten

Yolundu kanadı yırtıldı elbisem

Merhemi de yok ki

Yüzüme gözüme sürsem

Kimden medet umuyum

İki ağlamaklı göz uzanmış bir el

Nereye baksam kimi görsem

 

Bizarım ayrılık senden

Elimde olsa ayırmak isterim

Seni can evinden

Yanlış anlama senin gibi değilim

Sana da acırım ben

Anlasaydın beni

Ne hissettiğimi

Belki yapmazdın diye

Söylediklerim

Öfkemden değil

Çaresizliğimden

 

Bir ney bulurum nasılsa

Umutsuz değilim

Niyazım onu bulunca

Gölgemi kendimden sıyırsa

Karanlığım aydınlansa

Başım kendiliğinden dik dursa

Üşüyen soğuyan donan

Tüm uzuvlarım kolayca ısınsa

                                                  Faik Özdengül