YOLLARDA…

Yaklaşık bir yıl boyunca neredeyse her hafta katıldı toplantılarımıza. Uzaktan, başka bir şehirden. Sonuçta ulaştığı farkındalığı ve sonuçları paylaştı benimle. Hem onun adına hem de kendi adıma çok mutlu oldum ve şükrettim. Onun da izniyle ismini zikretmeden paylaşmak istedim yazdıklarını sizinle. O’ndan umut kesmemeyi ve emek verip O’ndan istemeyi bize yeniden öğretiyor yazdıkları. Bu yüzden minnettarım kendisine. Teşekkür ediyorum bizimle yolda yürüdüğü için.

 

Y O L L A R DA…..      

Yol hazırlığına başladı..yolu düşününce rahatlıyordu..yolda olmayı seviyordu..yol iyiydi..yol nefes almaktı…

Belki de kendini hayatı yaşamayı daha çok sevmek için düşmüştü yollara ..yolları hep sevdi..onu hep bir yerlere kavuşturdu ve birilerinden ayırdı..o hep kavuşacaklarını düşündü

Eşi her zamanki gibi gitmesini istemeye istemeye izin verdi..bin dil dökmüştü.son zamanlarda yaşadığı sıkıntı ve bunalımı anlamak istiyordu ne olmuştu yada ya da neler olmuyordu da böyleydi..gerçekten bilmek istiyor ama bir türlü çözüm bulamıyordu..bunu bilse bilse terapisti bilebilirdi..ona çok güveniyordu..önceden de yollara hep onun için düşmemiş miydi? Işığından çalabilmek aydınlanmak istiyordu..sanki kendi kendine yetmiyor muş gibiydi..evet evet kafasında bir sür ü soru sorgu sual yola düştü..yolda heyecanını arkadaşıyla paylaştı..arkadaşı “ git gez de gel bakalım …amaaaannn   delisin sen dedi.” Hiç umursamadı nerden bilecekti  arkadaşı , ne yaşadığını, sıkıntılarını nerden bilecekti..o anlamazdı ki..anlaşıldığını zannedenlerde  her zaman bir yerlerde bir şeyin eksik olduğunu bilirler…yine ses etmezlerdi..ne de olsa anlaşılmak bir lükstü ve o bu kadarına da çoktan razıydı..yolda yine bin dua etti..fakat bu sefer tövbe istiğfarlar ediyor rabbinden üzerinden bu sıkıntısı için genişlik diliyordu…bu yolculuklar artık hedefine ulaşmalıydı..bilmem kaç kez çıktığı yolculuklardan hep bişeyler öğrenerek dönmüştü..en güzeli ona rabbini hatırlatan duayı tembihleyen paylaşımlardı.yollara düştü düşeli bir başka sevmişti yaşamayı…ama ne zaman ayrı düşse oralardan haber almayı kesse sanki anasından ayrılan bebek misali hayata küsüyor ve yaşadığı ve öğrendiği her şeyi de orada bırakıyordu..öğrenmek istediği cevabını bulmak istediği şeyde buydu…belki de

Bu kadar sıkıntı bu kadar dua bazen isyan eder hallere girerdi…yine rabbinden af dilerdi..hep kendisine farklı davranıldığını düşünürdü..sanki yaradan onu özel yarattığı gibi sıkıntılarını da özel yaratıyordu..kimse onun kadar yalnız hissetmiyordu.. mesela..yada kimse onun kadar sevgiye muhtaç değildi..ve arayışı aslında buydu..birazcık sevgi birazcık ilgi …görüşmenin sonunda anlayacaktı..aslında esas insanların sevgisinden çok onları sevebilmeyi öğrenmeye ihtiyacı olduğunu…

Görüşme de bir dönüm noktası daha yaşadı başarı ve başarısızlık üzerineydi..bu sefer konu… ne çok şey biliyordu terapisti..hayranlığına hayranlık kattı..ses tonundaki yumuşaklığı ..(zaten işitseldi..)onu kırmadan dökmeden bir şeyi daha fark ettiriyordu ..ona yapmak istediği işten  ve başarısız olmaktan korktuğundan bahsettiğinde “zaten başarısızsın” dedi..”ne olur başarısız olursan” diyordu…

-“bu kadar kötü olamaz” dedi.. bir anda ama haklıydı..da ne olurdu sanki…yok kendini hep enlerde görmek isteyen Havva’ya bu yakışmamıştı…tüh ne kadar da saklamak istediyse de işte açık vermişti..başarısızlığını..öyle olsun..dedi..önce içinden çok utandı..belki kıpkırmızı oldu..bilemiyordu..sadece o “kadarda başarısız değilim” diyebildi…sesi zayıftı çocukluğundaki gibi…^çocuklardan konuşuldu..çocukluklardaki hayallerden..evliliklerdeki endişelerden ..rahatlamıştı kendini dikkatle dinleyen bu iki çift göz için ayrı ayrı dua etti..yaradan onları ve beni de onların yanına göndermişti..öğrendikleri  aklının bir köşesinde öyle yerine oturmuştu ve kalbi öyle huzurla dolmuştu..ki yaşantısına, onu oralara kadar getiren sorunlarına şükretti..sorunları onu böyle güzel insanlarla bir araya getirmişti…” yaşanmayacak bir hayatın yok senin dedi” terapisti..narsist bir eş iyi bir nefis terbiyecisidir…her olayda ben daha da aşağılardayım diyeceksin nefsini kötüleyeceksin eğer  iyi olmak istiyorsan…diyordu..sonra başkalarının sorunlarının çözmelisin..diyordu “sen başkalarının sorunlarını çözersen Allah da senin sorunlarının çözer”. …anladığı kadarı ona yetti..

Hayattaki pek çok şey gibi bu görüşmede bitmek üzereydi..içinden hayıflandı daha pek çok öğrenebilirdi aslında hazırlıklı gelseydi ..ama demek ki bu kadardı kısmeti…yinede bu gün fark ettikleri onun hayatında atacağı adımları, alacağı kararları etkileyecek niteliklerdeydi..bin şükürle düştü yine yollara can arkadaşı her zaman ki gibi sevgiyle yetiştirmişti onu kalkmak üzere olan otobüse..bir kardeş sevgisi ve muhabbeti vardı onun karşılamalarında ve uğurlamalarında …hissettiği sevgiyi ona  hissettiremiyordu ne de olsa bu garib yolcu ve sevmek de tembel öğrenmekte aceleciydi…

ama olsun bugün öğrendikleri çok başkaydı …öğrendiklerini cebine koydu sırasıyla hazmetmeli hayat da yerli yerine koymalıydı..Eleştirilerle ilgili kısımda ego kırılmalarından bahsetmişti .terapisti..yavaş yavaş ego kırılmaları yaşaman gerek diyordu.. terapistin sevdiklerine karşı sivri dilli ve acımasız hallerine şahit olmuştu zaman zaman inşallah hiç bana böyle davranmaz diye düşündüğü oldu…

artık sözler tükenmişti…kendi gerçeğine dönmek için can atıyordu..otobüse her zaman ki gibi yetiştirmişti arkadaşı..ona minnattardı..sadece teşekkür edebildi ..ve Ankara’ya gel olur mu? Dedi..beklerim..gözlerini  süzdü can arkadaşı..yorgun ve isteksiz olduğunu düşündü ama sorgulamadı..tekrar davet etti..”belki sonra” dedi…şimdi değil..eyvallah  kendine iyi bak …Allaha emanet ol..sözleri  bir yolculuktan bir yolculuğa götürecekti…yolcuyu…aşkı düşündü..Yaradan’ı düşündü..Allah’ın esmalarını okudu..bugün acaba hangi esmayı okumak ve okutmak için yollara düştüğünü merak etti..Yaradanın vedud ismini zikrettiğini düşündü..istediği her şey O’ndaydı..ve vazifesi sadece istemekti..verip vermemek O’nun takdiriydi…ve yine aslolan  O her ne verdiyse razı olabilmekti…

sabahleyin otobüse bindiği yerde bekliyordu eşi ve kızı..uzaktan baktı önce anlatacak ne çok şey vardı..eve gelinceye neşeyle anlattı olanları..yüzündeki huzur sesindeki neşeyi görünce eşi de rahatladı..neyse dedi… usulca, iyi geldin buna da şükür…evet şükredecek çok şeyi vardı..ve hayat nasıl da mucizelerle doluydu…ne kadar çabuk değiştiğine hayret etti..sabahleyin evden çıkarken yaşadığı kaygılar kalbindeki huzursuzluklar hızla değişime uğramıştı..kalbin kelime manası değişen demekti..”kalpleri çeviren Allahtır” ayeti geldi aklına…her şey O’ndandı..

iki tane ince belli bardağı ve altlığını tepsiye yerleştirirken bardağın çay kaşığının tepsinin ne kadar birbirleriyle uyumlu olduğunu fark etti..hayatta da eşi ve çocuklarıyla böyle bir uyumu yakalayabilmek umuduyla dua etti..içinde taşıdığı her türlü duygu için yeniden şükrederek  başladığı anlamaya…ve anlatmaya…..

 

Reklamlar