Surat AS’MA

“Bu yazıyı bir arkadaşım gönderdi. Benim de sorunum olan bir konu. Güzel anlatmış. Ben de sizlerle paylaşmak istedim.”

Surat As’ma!

Kadın erkek ilişkilerinde “surat asma” davranışı, sık yaşanan tutum biçimlerinden biridir. Surat asma, bu davranışısergileyen kişiler tarafından öfkenin bir tezahürü olarak yorumlanır. Bu yorum yanlış bir yorumdur ve bu yanlışlıkkişinin bu tutumunu değiştirmesine de engel olmaktadır.Surat asmak kızgınlık, öfke yansıması değildir. Öfke, kızgınlık kişide o an yaşananlar neticesinde ortaya çıkan bir“duygusal tepkidir”. Kızgınlık, karşıdaki kişinin zarar vermesine karşılık o anda ortaya çıkan “duygusal ve fiziksel birtepkidir”. Öfke, anlık bir duygusal tepkidir. Bazen birkaç dakika bazen birkaç saat sürer…

Ancak, tüm gün boyunca,hatta günler, haftalar boyunca “sürmez”. Günlerce, haftalarca süren surat asmalar kızgınlık, öfke olarakdeğerlendirilmez. Surat asmayla kızgınlık anındaki gerginlik ve fizyolojik belirtiler, surat asmanın ve öfkenin dışavurumundaki benzerlikler ikisinin birbirine karıştırılmasına, kişilerin kendilerini anlamalarına, surat asan kişiyianlamalarına engel olmaktadır.

Peki, nedir surat asma?

Bir duygu değil, davranıştır. Yani bir duruma karşı geliştirilmiş duygusal tepki değil, bir tutumdur. Bir“cezalandırma” davranışıdır. Bilinçli olarak yaptığını fark edemese de içine döndüğünde bu davranışı kasıtlıyaptığını görür.Cezalandırma davranışı, karşı tarafta istediğiniz davranışları oluşturmak için meydana getirdiğiniz bir dayatmadır.Yetişkin ilişkilerde, durum ne olursa olsun asla geliştirilemeyecek, geliştirilmemesi gereken bir tutumdur. Ceza,anne-babanın çocuk eğitiminde, devletin bireyle ilişkisinde istediği davranışları oluşturmak için kullanabileceği birdavranıştır. Yetişkin ilişkilerinde sergilenecek bir tutum değildir.Ceza karşınızdaki kişiyi çocuk gibi eğitmeye çalıştığınızı hissettirir. Surat asan kişi kendisinin rahatsızlığının budavranışla daha iyi anlaşılacağını düşünse de durum tam tersi olur. Cezalandırılan kişi karşıdaki kişiyi aslaanlamaz. Hatta çoğu zaman bu durum kişiyi sinirlendirir ve benzer bir tavrın meydana gelmesine neden olur. Budurumda evde iki surat asan kişi vardır ve bu ilişki bir rekabet arenasına dönüşür.

Duyguların, rahatsızlıklarınkonuşulup sorunların çözülmeye çalışıldığı bir ilişki değil, iki tarafın da karşı tarafın ilişkiyle ilgili hassasiyetinikullanarak karşı tarafın pes etmesini beklediği, altta kalıp diyet ödeyen taraf olmamak için savaştığı bir arenayadönmüştür.Cezalandırma sorun çözmez… Aksine derinleştirir. Rahatsız olan kişinin rahatsızlığını, nedenini, rahatsızlığının nekadar büyük olduğunu karşı tarafa aktarmaz. Sadece karşı tarafı sinirlendirir, gerer, sorun çözülecek yerde daha dasıkıntılı bir hal alır.Cezalandırma davranışları içinde “surat asma” en sık kullanılanlardan biridir.

Diğer cezalandırma davranışlarındanbahsetmek gerekirse:

Cinsel ilişkiyi kesmek…

Alacağı hediyelerden vazgeçmek…

Karşı tarafın aldığı hediyelerikabul etmemek…

Karşı tarafın yaklaşmasını engellemeye çalışmak…

Karşı tarafın hassas olduğu meselelerle ilgilideğiştirilmiş davranışları yeniden geri getirmek…

Karşı tarafa haber vermeksizin kendiyle ilgili planlar yapmak,uygulamak…

Plansız harcamalarda bulunmak…

Laf sokmak…

Geçmişte karşı tarafın suçlu olduğunu düşündüğü,kişinin kendisini suçlu hissettiği meseleleri tekrar tekrar açmak…

Karşı tarafın daha öncesinde paylaştığı özelkonuları gündeme getirmek…

Özel günlerin sorumluluğunu yerine getirmemek…

Duyguları paylaşmayı tamamenkesmek…

Sürekli eleştiri cümleleri kurmak…

Sürekli emir cümleleri kurarak iletişim kurmak…

Konuşmaktankaçınmak…

Ve daha başkaca davranışlar…

Bu davranışların hiçbirisi “sorun çözmez”…

Bu davranışların karşı taraftan size yapıldığını düşünün.Kendinizi nasıl hissedersiniz?Ne olduğunu, neden olduğunu, nasıl olduğunu bilmediğiniz bir gerginlik durumuyla karşı karşıya kalmışsınızdır vekarşı tarafın ne hissettiğini, ne düşündüğünü bile bilmiyorsunuzdur. Bu belirsizlik sizi çok fazla gerer.

Ne zamanbiteceğini bilmediğiniz bu davranışa “Neden böylesin?” sorusunu yönelttiğinizde, “Yok bir şey!” gibi bir cevapgelince sinirden deliye dönersiniz. Duygusal yaklaşımınızı isteksiz şekilde reddeden davranışları gördüğünüzde neyapacağınızı, bu durumun içinden nasıl çıkacağınızı bilemezsiniz.

O kadar gerilmiş ve o kadar huzursuzolmuşsunuzdur ki karşı tarafın neden rahatsız olduğunu düşünmeyi çoktan bırakmış, kendi duygularınızagömülmüşsünüzdür. Hatta bir süre sonra, o bu konuyu açsa umursamazsınız. Cezalandırma davranışları kendinizideğersiz hissettirir, önemsiz hissettirir. Karşınızdaki kişinin bencil olduğunu, sadece kendini düşündüğünü, kendinisevdiğini düşünürsünüz. İçten içe kızgınlık duyarsınız ve bu durum zaman geçtikçe artar ve bir süre sonra sizipatlatır. Ya da siz de ona uyar, aynıyla karşılık verirsiniz. Ve ortada tam bir sinir harbi yaşanır…

Bu kadar sıkıntılı durumlara neden olan cezalandırma davranışlarına kişiler neden başvurur?

Bu sorunun cevabını vermeden bu tutumu değiştirmek mümkün değil. Kişinin davranışındaki yanlışlığı fark etmesi,bu tutumu değiştirebileceğini göstermez. Çünkü cezalandırma davranışını, kişi, kendisine fark ettirilinceye kadarfarkında olmadan yapar. Farkında olduktan sonra da alışkanlık olarak sergiler. Ve bu alışkanlık, psikolojik“savunma” biçimidir.Cezalandırma davranışına başvurulmasının birkaç farklı sebebi vardır:Cezalandırma davranışına yönelinmesinin en önemli nedeni, duygularının, rahatsızlıklarının önemsenmemesikorkusudur. Karşı taraf kendisini önemsemeyecek ve onu kıracaktır. Kırılırsa ilişkiden ayrılmak zorunda kalacaktır.Hiç kimse önemsenmediğini hissettiği bir ilişkide sonsuza kadar kalamaz.Bir başka nedeni, karşı tarafı kırma korkusudur. Karşı taraf, duygularını, rahatsızlıklarını söylediğinde bundanrahatsız olacak, tepki gösterecek, ilişkiyi bitirmeye kalkacaktır.Yine bir başka nedeni, kendini ilişki içinde yetersiz hissetmeme, kendine güveninin sarsılmamasıdır.Duygularınızın, rahatsızlıklarınızın söylenmesi, o ilişkiyi önemsediğinizi gösterir. Karşı tarafa, ilişkiye bağlıolduğunuzu hissettirir. Karşı taraf sizin bağlı olduğunuzu anlarsa bu zayıflığınızı kullanmaya kalkar ve karşıkoyamazsınız. Bu nedenle duyguları, rahatsızlıkları söylemek yerine cezalandırmak sizi koruyan bir davranış olur.Bir başka neden, kişinin ilişki içinde kendini güçlü hissetmesi ve kendisince önemli olan istekleri bu yolla karşıtarafa dayatmasıdır. İstenen, sevilen taraf kendisidir. İlişkiyi daha çok isteyen karşı taraftır. İlişkide olmakla zatenlütufta bulunmuştur. İlişki içinde kendine olan güveni yüksek olduğu için, talep ettiği, zorlandığı, rahatsızlık duyduğuher konuda karşı tarafın ilişkiyle ilgili hassasiyetini kullanma imkânı doğar. Karşı taraf ilişkiyi kaybetmekten korktuğuiçin, surat asılmasına karşı çok duyarlı olacaktır. En küçük duygusal değişikliklere bile çok duyarlı olacaktır. Bunedenle surat asıldığında ya da karşı tarafın onu cezalandırdığı her hangi bir davranıştan çok endişelenecek ve istiyorsa ya da neyden rahatsız olmuşsa söylenmeye gerek duymadan onu anlayacak ve yerine getirecektir.Cezalandırma davranışının en temelinde bağlanma korkusu vardır. Bağlanma korkusu ilişkide “açık” olmamızıengeller. Kapalı kalarak ilişkide kendimizi korumaya çalışırız.

Karşı tarafı ne kadar önemsediğimizi, değerverdiğimizi göstermekten çekiniriz. Bağlanmaktan korkan kişinin kendini koruma aracı olarak geliştirdiği birtutumdur cezalandırma davranışı. Bağlanmaktan korkan kişi ise “kendine güven sorunu” yaşayan kişidir. Karşıtarafa bağlandığında kendini koruyamama kaygısı kişinin kendini ne kadar zayıf, güçsüz, yetersiz gördüğününgöstergesidir.

Cezalandırma davranışı kişinin çocukluk dönemine takılı kalan yönlerinin olduğunun göstergesidir. Cezalandırmadavranışı bir yetişkin davranışı değil, bir çocuk tutumudur. Cezalandırma davranışını başka üstünde görmek çokkolaydır ancak kendi üzerimizde görmekte çok zorlanırız. Çünkü eleştirilmekten hiçbirimiz hoşlanmayız. Kendimizieksik hissetmemize neden olur. Ancak bu tür bir davranış bütün ilişkilerimizde soruna yol açar. Cezalandırmaksorunlarımızı çözmek yerine karşı tarafı rahatsız ettiği için daha da derinleşir.

Kendimizce bu şekilde davranarakkendimizi, rahatsızlığımızı ifade etmişizdir ancak karşı tarafın bundan ne anladığını, bu davranıştan nasıletkilendiğini fark etmeyiz. Sonra sa bu tepkilerin anlaşılmamasından şikâyet ederiz. Ancak kendimizi karşı tarafadoğru şekilde yani hissettiğimiz gibi ifade etmemişizdir, kendimizi ifade etmek yerine onun kendiniz kötühissetmesini sağlamışızdır, farkında bile değilizdir. Cezalandırmayı hepimiz öfke zannederiz. Bu kaçınılmaz birsavunmadır. Bunu ancak yakın ilişki kurduğumuz kişi görebilir, hisseder. Sevgilinize ya da eşinize bunu sormanız yeterli olacaktır:

“herhangi bir şeye kızdığımda duygularımız, rahatsızlığımı anlatmak yerine seni cezalandırdığımı hissediyormusun?”

 

Reklamlar

Surat AS’MA” üzerine 4 yorum

  1. Paylaşım için teşekkürler hocam..:)

    Bu konu hepimizin hayatında yer alan bir konu.Kendi hayatımda bu davranışla karşılaştığım zamanlarda benim için çok faydalı olan bir içsel çalışma ile çözüme varmıştım..Böyle ilişkiler içinde bulunulduğunda, taraflardan farkındalığı yüksek olanın şu soruyu sorması yerinde oluyor.
    ” Ben neden böyle bir ilişinin içindeyim, neyi görmüyorum ve neyi görmem gerekiyor..?”
    Aşk Olsun…:))

  2. Surat asmayı ben daha çok yaşanan gerginlikten doğan mutsuzluğumu ifade etmek, sorunu ya da tartışmayı henüz unutmadığımı, çözüm beklediğimi anlatmak için kullandığımı düşünürdüm, bundan yıllar önce… Ancak zaman içinde gerçektn ilişkiye hiç bir fayda getirmediğini, hatta daha fazla kopma noktasına yaklaştırdığını çözdüm. Hocamın bu düşüncelerini zamanla kendim keşfedip daha yapıcı olan “üzerinde konuşma” yoluna gitmeye başladıktan sonra her iki tarafında kazandığını anlıyorum.
    Teşekkürler Hocam.

  3. Teşekkürler, yazı konusu çok güzel merakla ve içim burkularak okudum.Keşke ilişkilerimizde birbirimizi dinleyecek kadar tahammüllü olabilsek ve bizi de karşımızdakini de yıpratan egolarımıza gerektiği zamanlarda ”git başımdan” diyebilsek. ..Yazıyı okurken enteresan derecede surat asanlar tarafına yoğunlaştığımı farkettim.. Surat asma bazen, kişinin, karşısındakiyle (daha doğrusu karşısında olmayanla) iletişimden umudunu kestiği hallerde; karşıdakinin kendini sürekli haklı gördüğü, rahatsızlık belirtecek konuda en ufak bir konuşma girişimini tartışma,hakaret, kavga, hatta kaba kuvvetle bitirme eğiliminde olduğu durumlarda karşımıza çıkıyor.Zaten böyle ilişkilerde, surat asanın söyleyecek hiçbir şeyi kalmamıştır.Belki de artık,surat astığının farkında değildir, o hal çaresizliğinin yüzüne yansımasıdır.. Yalnız bu konuyu ilk okuduğumda, eğer; yaşı baya ileri bir büyüğümüz, bu konuda kafa yorup uzun uzun yazılarla fikir alışverişinde bulunduğumuzu duysa ne derdi, güler miydi, kızar mıydı düşünmeden edemedim, biraz da eğlendim,sanırım ki kızardı. Çünkü onlara göre surat asma, ”nezaketsizlik, saygısızlık,huysuzluk ve geçimsizlik”tir.Bunu huy eden kızlar koca bulamazlar:) Arada tatlı bir mesafe olması gerektiğine inanırlar ki; çok konuşup hata yapmayı, yüzgöz olmayı, dolayısıyla kırmayı kırılmayı önler..Hiyerarşi, saygı biraz da korkuya dayalı bir iletişim kültürü gibi,değil mi? Korku bize itici gelir ama; korkumuz, özenli olmak,ilşkimizin üstüne titremek,eskitmemek,kırmamak, kırılmamak adınaysa eğer,karşımızdakiyle birlikte korksak, fena mı olur..? Tekrar teşekkürler,saygılar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s