HALVET DER ENCÜMEN!

 

 

Hayat nedir?

Soru size sorulmuş olsun.

Ya da siz sormuş olun bir başkasına.

Nasıl tepki verirsiniz? Nasıl tepki verirler?

Eğer şizoid bir kişiliğiniz varsa, durduk yerde, pat diye, bir anda sorulmuş bir soru gibi gelir, ürkütür, daralır bunalırsınız. Mesafe ayarı yapmanız gerekir. Duygu göstermekten ve yakınlaşmaktan endişe edersiniz. İçinizin bilinme ve dışarıdan görülme korkusu yaşar, sessizce geçiştirmeye çalışırsınız. Ya da çalışırlar. Bir türlü ulaşamazsınız şizoid olanlara. Ya da ulaştırmazsınız kendinize.

Eğer şizotipal bir kişiliğiniz varsa, sihirli bir cümle gibi gelir. Tüm yaşamınız boyunca deneyimlediğiniz yığınla anıyla bağlantı kurarsınız. Bugünlerde hep bu soru soruluyordur. Bunda matematiksel ve doğaüstü anlamlar vardır. Dün bir kitapta da aynı konu geçmiştir. Bir arkadaşınız bahsetmiş, bir filmde de benzer bir diyalog olmuştur. Hiçbir şey tesadüf değildir. Yığınla düşünce ve anlam arayışı.

Eğer paranoid bir kişiliğe sahipseniz. İlk reaksiyonunuz şüphe ile yaklaşmak olacaktır. Şimdi durduk yerde niye sordu. Amacı ne. Bir müfettiş edasıyla hızlı bir sorgulama başlar. İyi niyetli mi? cevap vermek neye yol açar? Zarar görme endişesiyle karşı sorgulamaya girişirsiniz.

Eğer narsistik bir kişiliğe sahipseniz. Kolaylıkla en güzel cevabı vereceksinizdir. Böyle bir soru ancak size sorulabilir ve en mükemmel cevap ta sizden çıkar. Verdiğiniz cevaptan daha muhteşemi yoktur. Tersi kabul edilemez. Beğenilmezse incinir ve diğerini yargılayıp aşağılamaya başlarsınız.

Eğer antisosyal bir kişiliğe sahipseniz, Küfreder, elinizdekini diğerine fırlatır, masaya yumruk vurur ya da konuyla alakasız bir davranış sergilersiniz. Sizden başkası yoktur zaten dünyada ve değer diye de bir şey yoktur. Her şey saçmalıktır.

Eğer borderline bir kişiliğe sahipseniz, canlı bomba gibi nerde ne zaman patlayacağınız belli olmaz. Öfke kontrolü ya da daha geniş bir söylemle duygu kontrolünüz zayıftır ve böyle bir soruyu sormak size hiç akıllıca olmaz. Zaten soran da çekine çekine sorar. Ortalığı bir anda cehenneme çevirebilirsiniz. Sonra da rahatlıkla hiçbir şey olmamış gibi davranırsınız. Diğerlerinin kafası çoktan dönmüş ve çileden çıkmışlardır. Mümkün olan en kısa sürede oradan sıvışmaya çalışırlar. Delidir ne yapsa yeridir gibi. Aman şuna çatmayın gibi. Kendi aralarında konuşurlar. Yaşanan problemlerden dolayı sizden başka herkes suçludur. Yaptıklarınızın farkında olmadığınız için insanların size yönelttikleri eleştiriler de zaten anlamsız gelir.

Eğer histriyonik bir kişiliğe sahipseniz, tek amacınız dikkat çekmek ve fark edilmektir. Soru ya da cevaptan ziyade dikkati daha uzun süre nasıl üzerinizde tutabileceğinizle ilgilenirsiniz.

Eğer obsesif bir kişiliğe sahipseniz, soru sizi inanılmaz bunaltır. Hatasız olmak zorundasınızdır. Mükemmeliyetçi olduğunuz için soruyu tekrar tekrar sordurup iyice anlamaya ve zaman kazanmaya çalışırsınız. Bir türlü de cevap faslına geçemezsiniz.

Eğer pasif agresif bir kişiliğe sahipseniz, zaten soru ya da cevap umurunuzda olmayacaktır. Diğeri ne derse desin, ne yaparsa yapsın, kabul etmiş gibi kafa sallayıp yine bildiğinizi okuyacaksınız. Hiç kimseye itiraz etmeyip, hiçbir denileni de yapmayacaksınız. Sallarım başımı ben bilirim işimi gibi.

Normal kişilik yok mu? Var diyorlar. Lakin pek nadir görülüyormuş.

Sistematize edilmiş kişilikleri bir soruyu bahane edip anlatmaya çalıştım. Bunlardan biri ya da kısım kısım bir kaçıyız her birimiz. Diğerleri de öyle. O yüzden neden insanları anlayamadığımızı ve neden bir türlü anlaşılamadığımızı merak edenler için farklı olduğumuzu ve bu kişiliklerin erken yaşlarda nesnelerle kurduğumuz ilişkilerle oluştuğunu söylemek için yazdım yukarıdaki cümleleri.

Soru bahane olduğu gibi karşılaştığımız ve yaşadığımız tüm olaylar da bahane aslında. Olayları kontrol etme şansımız çok az. Fakat olaylara karşı gösterdiğimiz tepki ve reaksiyonları kontrol edebiliriz. Kendimizi ve kişilik özelliklerimizi tanıdıktan sonra.

Sonra da erbabından nasıl daha normalleşebilirizin eğitimini almak için kolları sıvama aşaması gelir.

Ramazan bu açıdan oldukça avantajlı bir dönem. Mide aç kalınca konsantrasyon üst düzeye çıkar. Çeldiriciler etkisiz kalır. Daha içe döner insan.

Kendimizi gözlemlemek ve incelemek için muhteşem bir dönem Ramazan.

Aslında normalleşmek ve olgunlaşmak eğriliklerimizi ve kusurlarımızı görüp kendi içimizdeki savaşla uğraşmaya başlamakla başlıyor. Bunu kendi başımıza yapamayız. Aynalara ihtiyacımız var. O yüzden ilişkiler şart ve kaçınılmaz. Diğer insanların arasında yapacağız bunu.

Eski kadim kültürümüzün ilkelerinden birisidir:

HALVET DER ENCÜMEN.

Bunun ne olduğunu da artık siz araştırın. Bilenlere sorun. Arama motorlarından bakın. Bir yolunu bulun. Hatta öğrendikten sonra bana da yazın.

Esenlik dileklerimle

Dr Faik Özdengül

fozdengul@gmail.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s