<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Faikozdengul's Blog</title>
	<atom:link href="http://faikozdengul.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://faikozdengul.wordpress.com</link>
	<description>Just another WordPress.com weblog</description>
	<lastBuildDate>Thu, 08 Dec 2011 06:59:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='faikozdengul.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Faikozdengul's Blog</title>
		<link>http://faikozdengul.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://faikozdengul.wordpress.com/osd.xml" title="Faikozdengul&#039;s Blog" />
	<atom:link rel='hub' href='http://faikozdengul.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>AŞIĞIN İŞİ DE AŞK GİBİDİR!</title>
		<link>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/11/29/asigin-isi-de-ask-gibidir/</link>
		<comments>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/11/29/asigin-isi-de-ask-gibidir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Nov 2011 14:40:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>faikozdengul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://faikozdengul.wordpress.com/?p=379</guid>
		<description><![CDATA[  Öldüğüm gün tabutum yürüyünce Bende bu dünya derdi var sanma! Bana ağlama,”Yazık,yazık!”,”Vah,vah!”deme! Şeytanın tuzağına düşersen vah vahın sırası o zamandır. &#160; Günlerden 17 Aralık 1273 Pazar. Güneş ufuk çizgisinden henüz ayrılır, ufukta kızıl bir hüzün. Güneş(Şems) yine onu ondan önce terketmeye azmetmiştir ki, bu kez durmaz ve o da hemen ardından gurub edip ana [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=faikozdengul.wordpress.com&amp;blog=6057254&amp;post=379&amp;subd=faikozdengul&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Öldüğüm gün tabutum yürüyünce<br />
Bende bu dünya derdi var sanma!<br />
Bana ağlama,”Yazık,yazık!”,”Vah,vah!”deme!<br />
Şeytanın tuzağına düşersen vah vahın sırası o zamandır.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Günlerden 17 Aralık 1273 Pazar. Güneş ufuk çizgisinden henüz ayrılır, ufukta kızıl bir hüzün. Güneş(Şems) yine onu ondan önce terketmeye azmetmiştir ki, bu kez durmaz ve o da hemen ardından gurub edip ana yurda iltica eder. Ayrılık cana tak etmiştir artık.</p>
<p>Uzun zaman olmuştur gurbette. Belhteki salıncağından at sırtına binip nice yollar katedip geldiği başkentten bu kez Belh’e de gelmeden önceki başkentine doğru yol alır sessizce. Sevenlerin ahı figanı burda kalır. Zindanı delip kurtulmuştur. Zaten zindana atılması suçundan değildir. Yapması gereken vazifeleri vardır ve bu yüzden belli bir süreliğine razı olmak zorunda kalmıştır.</p>
<p>Babası Bahaeddin: hadi oğlum seyrü sefer vakti dediğinde henüz 6 yaşındaydı. Anayurttan sonra ikinci ayrılığıydı bu. Hüzün de vardı merak ta. Tamam dedi ve düştü yola 1222. yılda. Yıllar ve ayrılıklar birbirini kovalayacaktı, ta ki 3 Mayıs 1228 yılı gelip çattığında, Konya kapısında Sultan Alaeddin, bu yolun anayurttan önceki son durağında onları karşılayıncaya dek.</p>
<p>Önce Nişabur’a uğradılar. Feridüddin-i Attar’la karşılaşsın diye belki. Hangisi diğerini beklerdi onu Allah biliyordu. Aslında her ayrılık başka bir vuslata kapı açardı. Bunu ikisi de bilirdi ve o yüzden bir yandan hüzünlenirken diğer yandan da yeni vuslatın merakı kaplardı içlerini bilenlerin. Attar kitabını hediye etti küçük Celalaettin’e ve Bağdat’a uğurladı. Ordan Kufe ve sonra da hac için Mekke ve Medine. Tavaf etti Kabe’yi. Belki de ilk semasıydı. Ve Sevgili’nin Sevgilisini ziyaret edip bir kaç damla gözyaşı bıraktı huzura.</p>
<p>Huzurdan da ayrıldı. Bu kez Şam’a doğruydu yol. Şam’dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende&#8217;ye (Karaman) ulaştı kutlu kervan. Buradaki vuslat tam 7 yıl sürecekti yeniden ayrılıncaya dek. Konya’ya gelmeden 3 yıl önce Şerafeddin Lala’nın kızı Gevher Hatun’la evlendi. Sultan Veled ve Alaeddin Çelebi bu eşinden oldular. Yıllar sonra önce Alaeddin Çelebi sonra da Gevher Hatun’dan ayrılacaktı. Bu kez vuslat Kerra Hatunlaydı. Bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.</p>
<p>Derken Sultan-ul Ulema Bahaeddin Veled Padişahın davetini kabul etti ve Konya’ya doğru yola çıktı kervan. Anne ayrılığı bu yolculuktan hemen önceydi. Belh’te kutlu bir beşik bırakan Muhammet Celalettin Karamanda da bir anne bıraktı.</p>
<p>Belki de bütün bu ayrılıklar birbirini ezelden tanıyan iki denizin vuslatı içindi. Birbirine karışmadan birbirini tamamlayan. İğnesiz ve ipliksiz kusursuzca dikilmiş iki ruh, 15 Kasım 1244 de gözle görülür hale geldi. Bir araya gelmeleri takdir edilmişti artık. Güneş ufuktan zuhur etti ve gözler kamaştı önce, sonra da kaybolup görünmez oldu bu iki can. Öyle çok ayrılık yaşamış ve öyle çok susamışlardı ki, susuzluklarını giderecek gündüzler ve geceler aradılar. Halktan uzaklaştılar ve sadece Hak kaldı halvetlerinde. Onların sessizlikleri halkın gürültüsü olmaya başladı. Onlar sessizleştikçe dışarıda kalanlar bağrıştılar. Bu iki ruhun vuslatı halkın ayrılığına denk düşünce, haset önce tohum olup toprağa düştü sonra da diken olup yaralamaya başladı. Bunca ayrılığa dayanan bu iki ruha duyulan kıskançlık bir can almadan durulamayacak hale geldi. O canı vermek  Şems’e takdir edilirken, ayrılığın yası da Mevlana Celalettin’e düştü.</p>
<p>Bu ayrılık çok can yaktı. Durulacak, dinecek gibi değildi. Önce kuyumcu Selahaddin’e gitti. Sessiz ve dingin bir ruhtu o da. Onda teskin olmayı denedi. Sonra da Çelebi Husamettin’e. Oldu mu peki? Olamadı. Hiç kimse onun yerini alamadı. Artık güneş eskisi gibi hiç parlamadı. Hiç ısınamadı o zamanlardaki gibi. Hep bir şeyler eksik kaldı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gül bahçesi solup gül kaybolunca bülbül netsin? </strong></p>
<p><strong>Gül suyuyla idare etsin…</strong></p>
<p>Dedi ve başladı ayrılıkları anlatmaya.</p>
<p><strong>Dinle neyden hikayet ediyor…</strong></p>
<p><strong>Ayrılıklardan şikayet ediyor..</strong></p>
<p>Hüsamettin Çelebi ile vefatına kadar ayrılığın hikayesini terennüm etti. Günler ve geceler geçti. Araya başka ayrılıklar girdi. Aşığın işi de aşk gibidir dedi ve aşkın kitabı çıktı ortaya.</p>
<p>O günden bugüne aşıklara rehber oldu Mesnevi. Her ayrılığa düşen ona koştu. Yasını onunla tuttu.</p>
<p>Bahaeddin Veled der ki: her ne sıkıntı yaşıyorsan bil ki hepsi de ayrılığın kılık değiştirmiş halidir. O yüzden insanın ana problemi ayrılıktır ve öğrenilmesi gereken de bununla baş edebilmek.</p>
<p>Bugün bizler de onları kılavuz edinip aşkın ve onun olmazsa olmazı ayrılığın hallerini, ilacını vuslatın yolunu öğrenip talim etmeye çalışıyoruz. Öğrenip bellediklerimizi de insanlara duyurmak azmimiz.</p>
<p>Bu yazı da bunun vesilesi olsun. Bu sebebi yaratana hamd, Elçisi’ne de salat ve selam olsun. Niyazımız odur ki: Allah kendisine aşık ettiği kullarından ayırmasın,  en son halimiz en iyi halimiz olsun ve bizden razı olmadan da bizi bu dünyadan göçürmesin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dr Faik Özdengül</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/faikozdengul.wordpress.com/379/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/faikozdengul.wordpress.com/379/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/faikozdengul.wordpress.com/379/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/faikozdengul.wordpress.com/379/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/faikozdengul.wordpress.com/379/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/faikozdengul.wordpress.com/379/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/faikozdengul.wordpress.com/379/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/faikozdengul.wordpress.com/379/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/faikozdengul.wordpress.com/379/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/faikozdengul.wordpress.com/379/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/faikozdengul.wordpress.com/379/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/faikozdengul.wordpress.com/379/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/faikozdengul.wordpress.com/379/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/faikozdengul.wordpress.com/379/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=faikozdengul.wordpress.com&amp;blog=6057254&amp;post=379&amp;subd=faikozdengul&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/11/29/asigin-isi-de-ask-gibidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/38202df416253b788110df95ec8915aa?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">faikozdengul</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>YOLLARDA&#8230;</title>
		<link>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/10/05/yollarda/</link>
		<comments>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/10/05/yollarda/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Oct 2011 10:19:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>faikozdengul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://faikozdengul.wordpress.com/?p=377</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık bir yıl boyunca neredeyse her hafta katıldı toplantılarımıza. Uzaktan, başka bir şehirden. Sonuçta ulaştığı farkındalığı ve sonuçları paylaştı benimle. Hem onun adına hem de kendi adıma çok mutlu oldum ve şükrettim. Onun da izniyle ismini zikretmeden paylaşmak istedim yazdıklarını sizinle. O’ndan umut kesmemeyi ve emek verip O’ndan istemeyi bize yeniden öğretiyor yazdıkları. Bu yüzden [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=faikozdengul.wordpress.com&amp;blog=6057254&amp;post=377&amp;subd=faikozdengul&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık bir yıl boyunca neredeyse her hafta katıldı toplantılarımıza. Uzaktan, başka bir şehirden. Sonuçta ulaştığı farkındalığı ve sonuçları paylaştı benimle. Hem onun adına hem de kendi adıma çok mutlu oldum ve şükrettim. Onun da izniyle ismini zikretmeden paylaşmak istedim yazdıklarını sizinle. O’ndan umut kesmemeyi ve emek verip O’ndan istemeyi bize yeniden öğretiyor yazdıkları. Bu yüzden minnettarım kendisine. Teşekkür ediyorum bizimle yolda yürüdüğü için.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Y O L L A R DA…..       </strong></p>
<p>Yol hazırlığına başladı..yolu düşününce rahatlıyordu..yolda olmayı seviyordu..yol iyiydi..yol nefes almaktı&#8230;</p>
<p>Belki de kendini hayatı yaşamayı daha çok sevmek için düşmüştü yollara ..yolları hep sevdi..onu hep bir yerlere kavuşturdu ve birilerinden ayırdı..o hep kavuşacaklarını düşündü</p>
<p>Eşi her zamanki gibi gitmesini istemeye istemeye izin verdi..bin dil dökmüştü.son zamanlarda yaşadığı sıkıntı ve bunalımı anlamak istiyordu ne olmuştu yada ya da neler olmuyordu da böyleydi..gerçekten bilmek istiyor ama bir türlü çözüm bulamıyordu..bunu bilse bilse terapisti bilebilirdi..ona çok güveniyordu..önceden de yollara hep onun için düşmemiş miydi? Işığından çalabilmek aydınlanmak istiyordu..sanki kendi kendine yetmiyor muş gibiydi..evet evet kafasında bir sür ü soru sorgu sual yola düştü..yolda heyecanını arkadaşıyla paylaştı..arkadaşı “ git gez de gel bakalım …amaaaannn   delisin sen dedi.” Hiç umursamadı nerden bilecekti  arkadaşı , ne yaşadığını, sıkıntılarını nerden bilecekti..o anlamazdı ki..anlaşıldığını zannedenlerde  her zaman bir yerlerde bir şeyin eksik olduğunu bilirler…yine ses etmezlerdi..ne de olsa anlaşılmak bir lükstü ve o bu kadarına da çoktan razıydı..yolda yine bin dua etti..fakat bu sefer tövbe istiğfarlar ediyor rabbinden üzerinden bu sıkıntısı için genişlik diliyordu…bu yolculuklar artık hedefine ulaşmalıydı..bilmem kaç kez çıktığı yolculuklardan hep bişeyler öğrenerek dönmüştü..en güzeli ona rabbini hatırlatan duayı tembihleyen paylaşımlardı.yollara düştü düşeli bir başka sevmişti yaşamayı…ama ne zaman ayrı düşse oralardan haber almayı kesse sanki anasından ayrılan bebek misali hayata küsüyor ve yaşadığı ve öğrendiği her şeyi de orada bırakıyordu..öğrenmek istediği cevabını bulmak istediği şeyde buydu…belki de</p>
<p>Bu kadar sıkıntı bu kadar dua bazen isyan eder hallere girerdi…yine rabbinden af dilerdi..hep kendisine farklı davranıldığını düşünürdü..sanki yaradan onu özel yarattığı gibi sıkıntılarını da özel yaratıyordu..kimse onun kadar yalnız hissetmiyordu.. mesela..yada kimse onun kadar sevgiye muhtaç değildi..ve arayışı aslında buydu..birazcık sevgi birazcık ilgi …görüşmenin sonunda anlayacaktı..aslında esas <strong>insanların sevgisinden çok onları sevebilmeyi öğrenmeye ihtiyacı</strong> olduğunu…</p>
<p>Görüşme de bir dönüm noktası daha yaşadı başarı ve başarısızlık üzerineydi..bu sefer konu… ne çok şey biliyordu terapisti..hayranlığına hayranlık kattı..ses tonundaki yumuşaklığı ..(zaten işitseldi..)onu kırmadan dökmeden bir şeyi daha fark ettiriyordu ..ona yapmak istediği işten  ve başarısız olmaktan korktuğundan bahsettiğinde “zaten başarısızsın” dedi..”ne olur başarısız olursan” diyordu…</p>
<p>-“bu kadar kötü olamaz” dedi.. bir anda ama haklıydı..da ne olurdu sanki…yok kendini hep <strong>en</strong>lerde görmek isteyen Havva’ya bu yakışmamıştı…tüh ne kadar da saklamak istediyse de işte açık vermişti..başarısızlığını..öyle olsun..dedi..önce içinden çok utandı..belki kıpkırmızı oldu..bilemiyordu..sadece o “kadarda başarısız değilim” diyebildi&#8230;sesi zayıftı çocukluğundaki gibi…^çocuklardan konuşuldu..çocukluklardaki hayallerden..evliliklerdeki endişelerden ..<strong>rahatlamıştı </strong>kendini dikkatle dinleyen bu iki çift göz için ayrı ayrı dua etti..yaradan onları ve beni de onların yanına göndermişti..öğrendikleri  aklının bir köşesinde öyle yerine oturmuştu ve kalbi öyle huzurla dolmuştu..ki yaşantısına, onu oralara kadar getiren sorunlarına şükretti..sorunları onu böyle güzel insanlarla bir araya getirmişti…” <strong>yaşanmayacak bir hayatın yok senin dedi</strong>” terapisti..narsist bir eş iyi bir nefis terbiyecisidir…her olayda ben daha da aşağılardayım diyeceksin nefsini kötüleyeceksin eğer  iyi olmak istiyorsan…diyordu..sonra <strong>başkalarının sorunlarının çözmelisin</strong>..diyordu “sen başkalarının sorunlarını çözersen Allah da senin sorunlarının çözer”. …anladığı kadarı ona yetti..</p>
<p>Hayattaki pek çok şey gibi bu görüşmede bitmek üzereydi..içinden hayıflandı daha pek çok öğrenebilirdi aslında hazırlıklı gelseydi ..ama demek ki bu kadardı kısmeti…yinede bu gün fark ettikleri onun hayatında atacağı adımları, alacağı kararları etkileyecek niteliklerdeydi..bin şükürle düştü yine yollara can arkadaşı her zaman ki gibi sevgiyle yetiştirmişti onu kalkmak üzere olan otobüse..bir kardeş sevgisi ve muhabbeti vardı onun karşılamalarında ve uğurlamalarında …hissettiği sevgiyi ona  hissettiremiyordu ne de olsa bu garib yolcu ve sevmek de tembel öğrenmekte aceleciydi…</p>
<p>ama olsun bugün öğrendikleri çok başkaydı …öğrendiklerini cebine koydu sırasıyla hazmetmeli hayat da yerli yerine koymalıydı..Eleştirilerle ilgili kısımda ego kırılmalarından bahsetmişti .terapisti..yavaş yavaş <strong>ego kırılmaları yaşaman gerek</strong> diyordu.. terapistin sevdiklerine karşı sivri dilli ve acımasız hallerine şahit olmuştu zaman zaman inşallah hiç bana böyle davranmaz diye düşündüğü oldu…</p>
<p>artık sözler tükenmişti…kendi gerçeğine dönmek için can atıyordu..otobüse her zaman ki gibi yetiştirmişti arkadaşı..ona minnattardı..sadece teşekkür edebildi ..ve Ankara’ya gel olur mu? Dedi..beklerim..gözlerini  süzdü can arkadaşı..yorgun ve isteksiz olduğunu düşündü ama sorgulamadı..tekrar davet etti..”belki sonra” dedi…şimdi değil..eyvallah  kendine iyi bak …Allaha emanet ol..sözleri  bir yolculuktan bir yolculuğa götürecekti…yolcuyu…aşkı düşündü..Yaradan’ı düşündü..Allah’ın esmalarını okudu..bugün acaba hangi esmayı okumak ve okutmak için yollara düştüğünü merak etti..Yaradanın vedud ismini zikrettiğini düşündü..istediği her şey O’ndaydı..ve vazifesi sadece istemekti..verip vermemek O’nun takdiriydi&#8230;ve yine aslolan  O her ne verdiyse razı olabilmekti…</p>
<p>sabahleyin otobüse bindiği yerde bekliyordu eşi ve kızı..uzaktan baktı önce anlatacak ne çok şey vardı..eve gelinceye neşeyle anlattı olanları..yüzündeki huzur sesindeki neşeyi görünce eşi de rahatladı..<strong>neyse </strong>dedi… usulca, iyi geldin buna da şükür…evet şükredecek çok şeyi vardı..ve hayat nasıl da mucizelerle doluydu…ne kadar çabuk değiştiğine hayret etti..sabahleyin evden çıkarken yaşadığı kaygılar kalbindeki huzursuzluklar hızla değişime uğramıştı..kalbin kelime manası değişen demekti..”kalpleri çeviren Allahtır” ayeti geldi aklına…her şey O’ndandı..</p>
<p>iki tane ince belli bardağı ve altlığını tepsiye yerleştirirken bardağın çay kaşığının tepsinin ne kadar birbirleriyle uyumlu olduğunu fark etti..hayatta da eşi ve çocuklarıyla böyle bir uyumu yakalayabilmek umuduyla dua etti..içinde taşıdığı her türlü duygu için yeniden şükrederek  başladığı <strong>anlamaya…</strong>ve <strong>anlatmaya</strong>…..</p>
<p>&nbsp;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/faikozdengul.wordpress.com/377/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/faikozdengul.wordpress.com/377/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/faikozdengul.wordpress.com/377/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/faikozdengul.wordpress.com/377/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/faikozdengul.wordpress.com/377/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/faikozdengul.wordpress.com/377/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/faikozdengul.wordpress.com/377/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/faikozdengul.wordpress.com/377/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/faikozdengul.wordpress.com/377/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/faikozdengul.wordpress.com/377/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/faikozdengul.wordpress.com/377/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/faikozdengul.wordpress.com/377/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/faikozdengul.wordpress.com/377/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/faikozdengul.wordpress.com/377/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=faikozdengul.wordpress.com&amp;blog=6057254&amp;post=377&amp;subd=faikozdengul&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/10/05/yollarda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/38202df416253b788110df95ec8915aa?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">faikozdengul</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>RÜZGAR TAŞISIN BEDENLERİMİZİ!</title>
		<link>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/09/19/ruzgar-tasisin-bedenlerimizi/</link>
		<comments>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/09/19/ruzgar-tasisin-bedenlerimizi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Sep 2011 20:23:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>faikozdengul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://faikozdengul.wordpress.com/?p=373</guid>
		<description><![CDATA[Bahar geldiğinde ben yaşlanmıştım Kaybolan bir müzikle yıkanıyordum yorulunca Ne varsa unutmuştum Göklere yerlere ve sözlere ait ne varsa Baharın geldiğini anladığımda Tek bir çiçeği olsun koparamayacağımı da anlamıştım Ustasızdım ve korkularımı yenemeyecek kadar yaşlıydım Yolun başından başlamak için Yolun başına kadar yürümek gerekti Yaşlıydım Gördüm Aşktan öte cevap yokmuş hayata Bütün zamanlar için Yüzümü [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=faikozdengul.wordpress.com&amp;blog=6057254&amp;post=373&amp;subd=faikozdengul&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Bahar geldiğinde ben yaşlanmıştım </em></strong></p>
<p><strong><em>Kaybolan bir müzikle yıkanıyordum yorulunca </em></strong></p>
<p><strong><em>Ne varsa unutmuştum </em></strong></p>
<p><strong><em>Göklere yerlere ve sözlere ait ne varsa </em></strong></p>
<p><strong><em>Baharın geldiğini anladığımda </em></strong></p>
<p><strong><em>Tek bir çiçeği olsun koparamayacağımı da anlamıştım </em></strong></p>
<p><strong><em>Ustasızdım ve korkularımı yenemeyecek kadar yaşlıydım </em></strong></p>
<p><strong><em>Yolun başından başlamak için </em></strong></p>
<p><strong><em>Yolun başına kadar yürümek gerekti </em></strong></p>
<p><strong><em>Yaşlıydım</em></strong></p>
<p><strong><em>Gördüm </em></strong></p>
<p><strong><em>Aşktan öte cevap yokmuş hayata </em></strong></p>
<p><strong><em>Bütün zamanlar için </em></strong></p>
<p><strong><em>Yüzümü toprağa </em></strong></p>
<p><strong><em>Yüzümü denizlere yüzümü çiçeklere koyup </em></strong></p>
<p><strong><em>Allah`ım dedim, Allah`ım </em></strong></p>
<p><strong><em>Başka bir şey demedim başka bir şey yapmadım </em></strong></p>
<p><strong><em>Bilmem geçti mi bahar </em></strong></p>
<p><strong><em>Kimin ülkesinde uyanacağım?( Mevlana İdris Zengin)</em></strong></p>
<p>Bir ağacın gölgesinde oturan yaşlı adam eğer sırtını da ağaca dayadıysa ve eğer başında da başını örtecek bir kasket ya da şapka veya takkesi varsa ve henüz karnı da aç değilse, rüzgar da tatlı tatlı esip yüzünü okşuyorsa ve güneş de çok kavurucu değilse ve sağlıklıysa, yaşlılıktan çok da şikayetçi olmayacaktır. Bir de onu dinleyecek birisi varsa ve kıymetliyse hala etrafındakiler için ve keşkeleri elinin tersiyle itmişse bir tarafa, gülümseyecektir.</p>
<p>Ne güzeldir bir yaşlının gülümsemesi.</p>
<p>Hele bir de göbeğini oynatırcasına utangaç kıkırdamaları. Muzipçe. Her şeyi görmüş geçirmiş bilgeliğiyle.</p>
<p>Artık beklentilerini ve ihtiyaçlarını azaltmış, veda etmekten korkmayan ağzı dualı, kıymet vermeyi bilen, merhametli ve kalbi yumuşamış, gözleri kolayca yaşaran bir yaşlı ağız ne güzel sükut eder konuşmadığında. Konuşunca da ne güzel dualarla seslenir yeni yetmelere.</p>
<p>Ne muhteşem bir lükstür diğerleri için bu tür yaşlılar.</p>
<p>Yaşlanmaktan korkanlarımız için nasıl bir emniyettir şefkatle bakan böyle iki göz.</p>
<p>Eskiden etrafımızı bunca yüksek bina kaplamadığı ve evlerin bir sokağın iki kenarına dizildiği günlerde daha mı sık karşılaşırdık bu insanlarla? Camilerine daha mı kolay giderdi yaşlılarımız o sokaklarda, güvenle ve gülümseyerek? Sanırım öyleydi.</p>
<p>Daha çok camiye ve diğer evlere, daha az hastaneye giderlerdi. Ölene kadar bahçelerinde toprağa basarlar, domates fidelerini ellerler, çiçekler ve torunlar büyütürlerdi.</p>
<p>Ölmekten bugünkü kadar endişe etmezlerdi. Onlardan önce gidenlerden konuşmak ürkütücü olmazdı onlar için. Nasılsa her birisinin dünü bugünkü hallerinden daha iyi değildi. Erken yaşlardaki hikayeleri hazindi. Çoğu ya yetim ya da öksüzdü. Savaş görmüşler, açlık çekmişler, bulduklarıyla yetinmişler, ölüm kavramıyla çok erken yaşta tanışıp kabullenmişlerdi. Gerçek korkutucu değildi. Kefenleri bir dolapta önceden hazırlanmış beklerdi. Nereye gömüleceklerini defalarca söyler, hatta sıkı sıkı tembih ederlerdi.</p>
<p>Hastalık sağlığın zekatı derler çok şikayet etmezlerdi. Bugünkü gibi sağlık programları seyretmediklerinden de bildikleri hastalık ismi biri ikiyi geçmezdi ve onların sağaltımları da belliydi. Şişe kapama, sülük, yakı vs.</p>
<p>Hikayeler, masallar ve bilmeceleri olurdu çıkınlarında. Çokça anlattıklarından hikayelerinin sonu ve bilmecelerinin cevabı zaten bilinirdi. Daha başlarken anlatmaya çocuklar sabırsızca söylerlerdi. Dedeeee biliyorum ben bunu. Onlar yine de anlatırlardı kimse bilmiyormuş gibi. Belki de yaşlılık, unuturlardı kim bilir?</p>
<p>Onlar da etraflarında yaşlıları görerek hazırlanmışlardı bugünlerine.</p>
<p>İşte bizim zorluğumuz burada. Etrafımızda yaşlı kalmadı. Kalanlar da ölümden korkan, camilerine gidemeyen, bol merdivenli evlerden çıkamayıp karanlık köşelerinde içini karartan, keşkelerle vakit geçiren, ziyaretçisi olmayan küskün insanlar. Ölüme hazırlıksız yakalanan ya da ansızın yakalanmaktan korkan, güneşi göremediği ve toprağa basamadığı için öfkeli, kıymet görmeyen ve bu yüzden de şikayet eden, şikayet ettiği için de dua etmeye vakti kalmamış insanlar.</p>
<p><strong>Kur’an-ı Kerim yaşlılık konusuna temas ederken Hz. Zekeriya (a.s.)’ın nutk-ı şerifiyle “Kemiğim zayıfladı, saçıma ak düştü” (Meryem/2) şeklinde bir tanım verilirken, Yasin Suresi’nde “Biz kime ömür verirsek, (sonunda) yaratılışta onu noksanlaştırırız” (Yasin/68) tespiti yapılmıştır.</strong></p>
<p><strong>Bahaeddin Veled de Maarifinde şöyle anlatır: Bir gün karnıma müthiş bir ağrı girdi. Dizlerim tutmadı. Halsiz kaldım ve dedim ki sanırım yaşlılık böyle başlıyor. Sonra kendi kendime şöyle söyledim: eğer şikayetlerle vakit geçirirsem başka hiçbir şeye zamanım kalmayacak. Sızlanmayı reddediyorum, yalnızlık ve utanç içinde ölsem bile hala gerçekleştirmek istediğim arzularım var ve bunları gerçekleştirmek için çaba göstereceğim.</strong></p>
<p>Yaşlılık olgunlukla taçlandırılmalı. Yaşlılığa giden yaşam yolculuğumuz olgunlukla nihayetlendirilmeli. Eğer böyle olmazsa diyor Hz Mevlana:</p>
<p><strong><em> Bir insan zamanı gelip ihtiyarladığı zaman </em></strong></p>
<p><strong><em>Hâlâ er olamadıysa adına kocakarı deyiver.</em></strong></p>
<p><strong><em>Ne sermayesi var, ne değeri var</em></strong></p>
<p><strong><em>Ne de sermaye kabul edecek bir kabiliyeti</em></strong></p>
<p><strong><em>O ne hoş, ne de güzel bir şey alır</em></strong></p>
<p><strong><em>Ne manası vardır ne de anlama liyakati</em></strong></p>
<p><strong><em>Ne dili var ne kulağı ne aklı var ne gözü</em></strong></p>
<p><strong><em>Ne kendinde, ne de kendinden geçmiş</em></strong></p>
<p><strong><em>Ne de düşünceye sahip</em></strong></p>
<p><strong><em>Ne niyazı var, ne de nazlanacak güzelliği</em></strong></p>
<p><strong><em>Soğan gibi kat kat katlanmış</em></strong></p>
<p><strong><em>Her katı kokmuş kokuşmuş</em></strong></p>
<p>Hz Mevlânâ (k.s.) hayatını sülûk yolunda geçirip ruhunu diriltip olgunlaştıran ihtiyarları da şu minval üzere vasfederek öğer:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>Ancak birinin doktoru Allah (c.)’ın nuru olursa </em></strong></p>
<p><strong><em>Ona ihtiyarlıktan hararetten bir noksanlık gelmez</em></strong></p>
<p><strong><em>Onun güçsüzlüğü sarhoşun gevşekliği gibidir.</em></strong></p>
<p><strong><em>O güçsüzlük te güçlüdür ve Rüstem bile ona haset eder.</em></strong></p>
<p><strong><em>Ölürse onun kemikleri zevke dalar</em></strong></p>
<p><strong><em>Bütün varlığı zerre zerre şevk ışığına dalar.</em></strong></p>
<p><strong><em>Fakat bu nura sahip olmayan kişi</em></strong></p>
<p><strong><em>Meyvesiz bağdır, güz onu altüst eder.</em></strong></p>
<p>İbrahim Tenekeci de diyor ki<strong>: Yaşlılık ölümün tadını çıkarmak olmalı.</strong></p>
<p><strong>Niyazım odur ki: Yaşlılıklarımız olgunlukla taçlansın. Yüzü nurlu, eli nurlu, cilalanmış gönüller ve dualı ağızlarla karşılayalım sonbaharı. Bir kafesten kurtulan kuşun neşesinde gidelim ölüme. Razı olunmuş ve razı olmuş nefislerle. Rüzgar taşısın bedenlerimizi, hafif ve ılık. En son yağmur ıslatsın toprağımızı biz ulaşmadan önce. Abı hayat eşiği olsun girdiğimiz kapı. Kışın toprağın altına giren ağacımız yeniden tomurcuklar açsın kıyamet baharında. Gölgeliği arş olsun. Güneşi de Peygamber sav.</strong></p>
<p>Dr Faik Özdengül</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/faikozdengul.wordpress.com/373/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/faikozdengul.wordpress.com/373/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/faikozdengul.wordpress.com/373/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/faikozdengul.wordpress.com/373/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/faikozdengul.wordpress.com/373/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/faikozdengul.wordpress.com/373/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/faikozdengul.wordpress.com/373/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/faikozdengul.wordpress.com/373/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/faikozdengul.wordpress.com/373/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/faikozdengul.wordpress.com/373/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/faikozdengul.wordpress.com/373/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/faikozdengul.wordpress.com/373/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/faikozdengul.wordpress.com/373/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/faikozdengul.wordpress.com/373/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=faikozdengul.wordpress.com&amp;blog=6057254&amp;post=373&amp;subd=faikozdengul&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/09/19/ruzgar-tasisin-bedenlerimizi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/38202df416253b788110df95ec8915aa?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">faikozdengul</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>CENNET KUŞLARI!</title>
		<link>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/09/12/cennet-kuslari/</link>
		<comments>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/09/12/cennet-kuslari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Sep 2011 20:38:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>faikozdengul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://faikozdengul.wordpress.com/?p=371</guid>
		<description><![CDATA[Hafta sonu İstanbul’da Altunizade Kültür Merkezinde yeni arkadaşlarla yeni bir yolculuğa başladık. Yine kılavuzumuz Hz Mevlana ve O’nun Mesnevisi, yola düştük bakalım. Yolumuzu kesiştiren Allah’a hamdolsun. Yolumuzu kesiştiren sebepleri yaratana binlerce kez hamdolsun. Kendisini konuşturan, kendisini anlattıran ve nefeslerimizi kendisini anmaya meylettirene minnet ve şükran duygularıyla hamd ederim. İnsan her nefeste yeni birisi olur ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=faikozdengul.wordpress.com&amp;blog=6057254&amp;post=371&amp;subd=faikozdengul&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hafta sonu İstanbul’da Altunizade Kültür Merkezinde yeni arkadaşlarla yeni bir yolculuğa başladık. Yine kılavuzumuz Hz Mevlana ve O’nun Mesnevisi, yola düştük bakalım. Yolumuzu kesiştiren Allah’a hamdolsun. Yolumuzu kesiştiren sebepleri yaratana binlerce kez hamdolsun. Kendisini konuşturan, kendisini anlattıran ve nefeslerimizi kendisini anmaya meylettirene minnet ve şükran duygularıyla hamd ederim.</p>
<p>İnsan her nefeste yeni birisi olur ve her nefes, içini doldurduğumuz kelimelerle bilmediğimiz bir aleme yolculuk eder sonra da oradan hediyelerle geri döner diyor Hz Pir. Nefes ve kelimelerimizi O’nun ismiyle süslesek her biri cennet kuşu olmaz mı? Ağzını her açtığında cennet kuşları üfleyen insanları hayal edebilir misiniz? Kuşlar gibi şakıyan güzel kelime ve cümle sahiplerini? Dünyamızın birden bire hani özellikle sabah saatlerinde olduğu gibi, henüz gürültüyle kaplanmadığı saatlerdeki gibi kuş cıvıltılarıyla dolduğunu? Nefesleri ve kelimeleri sahih, güzel, hoş insanlarla dolduğunu etrafınızın?</p>
<p>Bu yeti nasıl kazanılır? Nasıl kuşlar gibi şakınır?</p>
<p>Öncelikle istenir arzulanır. Sonra bir ustasından talim edilir. Sonra da niyaza durulur. İstek ve arzu da O’nun meylettirmesiyle olacağı için hep niyaz hali ile hallenilir. İnsanın en temel hali olmalıdır niyaz hali. Dışardaki tüm putların anası olan nefis ejderhası hazır kıta beklediği için içerde, ona hiçbir pay bırakmamaya özen göstermelidir cennet kuşu üfleyicileri.</p>
<p>Bunları İstanbul’dan sonra ertesi gün İzmir’deki arkadaşlarla da konuştuk uzun uzun. Uhdud Ashabı’nın kıssasını okuduk Mesnevi’den.</p>
<p>Puta tapmayı reddettikleri için ateşe atılan insanların hikayesi. Kucağında çocukla ateş kenarına gelen annenin elindeki çocuğun ateşe atılışını ve çocuğun ateş içinde dile gelip herkesi ateşe çağırmasını. Ateş gibi görünen nimeti. Öyle diyordu Hz Pir: <strong>“dünyada din lezzetinden başka her şey azaptır.”</strong> Ateşe atılan çocuk aklı temsil ediyordu. Akıl mücahede ateşine düşüp te o lezzeti görünce başka konuşmaya başka düşünmeye başlıyordu. Sesi de pişiyor, lezzetleniyor, tatlılaşıyor ve herkese bu lezzeti anlatmak istiyordu. Akıl görünenin göründüğü gibi olamayabileceğini ancak çaresiz kalınca, mücahede ateşine düşünce içselleştirebiliyordu.</p>
<p>Ateş gibi görünenin su gibi latif olabileceğini, olduğunu o Ramazan ikindilerinde yaşamadınız mı hiç? İftar vakitlerindeki sessiz bekleyişlerinizde? Gece yarılarındaki niyazlarınızda? Ramazan akşamları teravih kokulu sükûnet zamanlarında? Sadaka ve zekatların gizlice elden ele dolaştığı, güneşin bile o anları gizlediği zamanlarda? Sıcakta Kabe etrafında pervane olduğunuzda? Milyonlarla birlikte tekbir ve tehlillerle, lebbeyk nidalarıyla yürüyüşe geçtiğinizde kutsal mekanlarda? Bir yandan alnınızdan terler boşanırken diğer yandan inciler döktüğünüzü hissetmediniz mi?</p>
<p>Hissettiniz tabi. Yaşadık ve hissettik hep beraber.</p>
<p>Allah bir kimsenin perdesini yırtmak ve ayıbını ortaya çıkarmak isterse onu sevdiği ve seçtiği kullarını ayıplamaya ve tan etmeye meylettirir ve bunu onu rezil etme sebebi kılarmış. Eğer bir kulunun ayıbını örtmek isterse de o kul pak olanlar bir yana, ayıplı olanları bile ağzına alıp tan etmezmiş. Nefesleriyle cennet kuşları üfleyenler için bu dünyada bile yakınlık ve korunma var.</p>
<p>Bu dedikodudan, gıybetten, ayıplamadan kurtulamayacak mıyız? Hakaretlerden, kem sözlerden sıyrılmak mümkün olmayacak mı? Cennet kuşları dolaşmayacak mı gökyüzümüzde? Şakımayacaklar mı aramızda?</p>
<p>Hepimizi bunun farkındalığına çağırıyorum. Bunun için aklı mücahede ateşine atmayı. Bunun için biraz zorlanmayı. Önce susmayı sonra da bilerek ve isteyerek ve O’nun da yardımıyla temiz ve güzel kelimelerle konuşmayı öneriyor ve hatırlatıyorum. Hem kendime, hem hepimize. Böyle olabilmeyi de hepimiz adına O’ndan niyaz ediyorum.</p>
<p>Allah bir kimseye yardım etmeyi irade buyurunca onu tazarru ve niyaz tarafına meylettirirmiş. O tarafa gidelim. Niyazımız olsun ki nefeslerimiz güzel söylesin, güzel koksun, nefeslerimizden çıkan cennet kuşları gittikleri alemden yasemin kokulu hediyelerle dönsün, nihayet ölümümüz de, bu alemden diğerine doğumumuz da razı olunmuş olarak ve yasemin kokusu taşıyan meltemler gibi gelsin üstümüze. Son nefesimizde de O olsun. Gideceğimiz yerde de. O’nun mağfiret olunmuş konuklarından olalım. Önceden gönderdiğimiz kuşların şarkılarıyla karşılanalım. Güzel kokular döksünler başımızdan aşağı. Lütuf şarabıyla mest olmuş aşıklar gibi kavuşalım sevgiliye…</p>
<p>Hadi cennet kuşları üflemeye.</p>
<p>Hep beraber.</p>
<p>Dr Faik Özdengül</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/faikozdengul.wordpress.com/371/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/faikozdengul.wordpress.com/371/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/faikozdengul.wordpress.com/371/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/faikozdengul.wordpress.com/371/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/faikozdengul.wordpress.com/371/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/faikozdengul.wordpress.com/371/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/faikozdengul.wordpress.com/371/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/faikozdengul.wordpress.com/371/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/faikozdengul.wordpress.com/371/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/faikozdengul.wordpress.com/371/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/faikozdengul.wordpress.com/371/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/faikozdengul.wordpress.com/371/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/faikozdengul.wordpress.com/371/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/faikozdengul.wordpress.com/371/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=faikozdengul.wordpress.com&amp;blog=6057254&amp;post=371&amp;subd=faikozdengul&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/09/12/cennet-kuslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/38202df416253b788110df95ec8915aa?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">faikozdengul</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>BAYRAM OLSUN!</title>
		<link>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/08/23/bayram-olsun/</link>
		<comments>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/08/23/bayram-olsun/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Aug 2011 01:07:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>faikozdengul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://faikozdengul.wordpress.com/?p=369</guid>
		<description><![CDATA[Nihayet Rumi Ve Aşkın Terapi yola düştü. Yaklaşık 6 yıl önce yazıp kağıda döktüğüm kitap, 2 gün öncesi itibari ile yeni bir yayınevinde(Karatay Akademi Yayınları) yeniden basıldı ve dağıtımcılar vasıtası ile ulaşabildiği her yere ulaşmak maksadıyla yola revan oldu. Dostlar, bu yolculuk vesilesiyle, yola çıkanın niyazı olmalı diye niyaz hediye ettiler yolcumuza. Yeni baskının arka [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=faikozdengul.wordpress.com&amp;blog=6057254&amp;post=369&amp;subd=faikozdengul&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nihayet Rumi Ve Aşkın Terapi yola düştü. Yaklaşık 6 yıl önce yazıp kağıda döktüğüm kitap, 2 gün öncesi itibari ile yeni bir yayınevinde(Karatay Akademi Yayınları) yeniden basıldı ve dağıtımcılar vasıtası ile ulaşabildiği her yere ulaşmak maksadıyla yola revan oldu. Dostlar, bu yolculuk vesilesiyle, yola çıkanın niyazı olmalı diye niyaz hediye ettiler yolcumuza. Yeni baskının arka kapağındaki tanıtım yazısı şöyle:</p>
<p><strong>“Bu kitap, masal diyene masaldır…Fakat bu kitapta halini gören, bu kitapla kendini anlayan kişi de erdir! Mesnevi , Nil ırmağının suyudur. Kıptiye kan görünür ama Musa kavmine sudur.”</strong></p>
<p><strong>İhtiyacınız olanı ararsınız. Ya da aratılan ihtiyacınızdır. Hem ihtiyacınız var hem de aramıyor ve tembellik ediyorsanız bu kez onu bulabileceğiniz mekanlara ,insanlara zorla yada size göre tesadüfen itilir ya da çekilirsiniz.</strong></p>
<p><strong>Anlaşılmak bir lükstür. İlişiklerse yaşamın vaz geçilmezi. Yaşamak zordur ve problemlerle baş edebilmeyi gerektirir. ”sıkıntı nimettir” der Hz. Mevlana. Şu an hangi sıkıntı sizi neye yöneltiyor? Neyi arayıp bulmanız gerekiyor?</strong></p>
<p><strong>Aşkın Terapi, yaşamı daha kola, huzurlu ve yaşanılır kılma yolculuğudur. Bu yolculuğun kılavuzu </strong></p>
<p><strong>Hz. Mevlana, kanatları da aşk’tır.</strong></p>
<p><strong>Ey bütün hastalıkların ilacı aşk sen şad ol&#8230;”</strong></p>
<p>Artık sizler de niyazlarınızı esirgemezsiniz, yeni yolculuğunda eski yolcumuza.</p>
<p>Bizlerden bir farkı var mı? Her gün, her an yeni yolculuklar, yeni seferler değil mi yaşam da. Aynı beden fakat yeni farkındalıklarla, aynı gibi görünen yüzler ve fakat yeni ruhlarla her gün sefere çıkmıyor muyuz yeni yüzlere, yeni yerlere? Anlasınlar istemiyor muyuz yeni bizi? Başka anlasınlar istemiyor muyuz eski yüzlerimizin ardındakini?</p>
<p>Yolcu yolunda gerek. Yoldan kalmayan insanların serüvenidir asıl yaşam. Eski duraklarda yeni beklentiler ve yüzler nadirdir. Yeni duraklar, yeni menziller gerek. Hatta hiç oyalanmadan, hiç durmadan yol almak gerekir. Her menzil ve her durak uzak tutar asıl hedeften. Geciktirir. Eskide tutar. Paslandırır. Küf kokmaya başlarsınız. Yenilenip tazelenmenin yoludur yolculuk. Her an taze, her an diri, her an güzel kokuların yoludur yolculuk.</p>
<p>Yaşamı gurbetten evimize giden yol olarak tarif etmişyi Hz Pir. En hızlı gidenler en çok farkında olanlardır gurbetin. Gurbetin duygusu özlemdir. Asıl vatanını kim özlemez ki? Bir de mutlu mesut zamanları. Unutanlar geldikleri yeri özlemezler. Hep başka yerlerde, kucaklarda ararlar saadeti. Oyalanırlar. Oysa asıl vatanını ve oradaki saadetli zamanları hatırlayıp farkındalığına ulaşanlar özlemlerini aşkla kanatlandırıp durmadan olabildiğince hızla yol alırlar.</p>
<p>Yolculuğun ilk aşaması hatırlamak sonrası koşmaktır. Hatırlamak için de kılavuzlara ihtiyaç vardır. Kılavuz önderliğinde niyazla, taatle, çabayla başarılabilir hatırlama evresi. Zaten bir kez asıl vatanın hayali süslemeye başladı mı zihni, tutabilene aşk olsun ruhu. Ruh daracık kafesinden çıkıp özgür olabilmek için nasıl çırpınır? Nasıl titreşir? Nasıl koşuşturur?</p>
<p>Hatırlamak için fil gibi olmak gerekir der Hz Mevlana. Fil gibi büyük bir ruh olmak gerekir önce. Filin anavatanı Hindistan olduğu için Hindistan’a gitmek ister.</p>
<p>Hatırlamayı engellemek isteyen göz bağlayıcıları da unutmamak gerek elbet. Başta nefs. Şeytan. Şeytanlaşmışlar. Hepsinden yerin ve göğün ve arasındakilerin Yaratıcısına sığınarak çıkılmalı yola. Hep sığınmalı sonra. Hep dayanmalı O’na. O olmasa kim aydınlatır yolu. Kim engel olur engelleyicilere. Akılla fikirle nereye kadar ki? Akıl yola çıkıncaya kadar. Yolun başına ulaştırıncaya kadar. Sonra? Akıl Mustafa sav in önünde kurban edilmeli. Sonra Nuh’un gemisine binmek asıl akıllıca olan. Bu yolda yüzücülüğü bırakmak daha akıllıcası.</p>
<p>Niyazım odur ki: yolunda olalım. Yolunda yolcu olalım. Oyalanmadan, durmadan asıl vatana yol alalım. Nuh’un as gemisine binenlerden olalım. Süleyman’ın as ordusunda olanlardan. Musa’nın as izinde dalalım denize. Hz Muhammed Mustafa’nın sav burağıyla yol alalım. Dilimizde O olsun. Gönlümüzde O olsun. Bizden, yolumuzdan, yolculuklarımızdan razı olsun.</p>
<p>Ramazan hızlandırdı yolculuğu. Bayramlara ulaşalım. Yolumuzun sonu bayram olsun.</p>
<p><strong><em>Her gün bir yere konmak ne güzel. </em></strong></p>
<p><strong><em>Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.</em></strong></p>
<p>Dr Faik Özdengül</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/faikozdengul.wordpress.com/369/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/faikozdengul.wordpress.com/369/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/faikozdengul.wordpress.com/369/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/faikozdengul.wordpress.com/369/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/faikozdengul.wordpress.com/369/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/faikozdengul.wordpress.com/369/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/faikozdengul.wordpress.com/369/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/faikozdengul.wordpress.com/369/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/faikozdengul.wordpress.com/369/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/faikozdengul.wordpress.com/369/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/faikozdengul.wordpress.com/369/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/faikozdengul.wordpress.com/369/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/faikozdengul.wordpress.com/369/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/faikozdengul.wordpress.com/369/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=faikozdengul.wordpress.com&amp;blog=6057254&amp;post=369&amp;subd=faikozdengul&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/08/23/bayram-olsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/38202df416253b788110df95ec8915aa?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">faikozdengul</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Rumi &amp; Aşkın Terapi 1-2</title>
		<link>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/08/21/rumi-askin-terapi-1-2/</link>
		<comments>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/08/21/rumi-askin-terapi-1-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Aug 2011 22:29:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>faikozdengul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://faikozdengul.wordpress.com/?p=363</guid>
		<description><![CDATA[“Bu kitap, masal diyene masaldır…Fakat bu kitapta halini gören, bu kitapla kendini anlayan kişi de erdir! Mesnevi , Nil ırmağının suyudur.Kıptiye kan görünür ama Musa kavmine sudur.” İhtiyacınız olanı ararsınız. Ya da aratılan ihtiyacınızdır.hem ihtiyacınız var hem de aramıyor ve tembellik ediyorsanız b&#8230;u kez onu bulabileceğiniz mekanlara ,insanlara zorla yada size göre tesadüfen itilir ya [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=faikozdengul.wordpress.com&amp;blog=6057254&amp;post=363&amp;subd=faikozdengul&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><strong><a href="http://faikozdengul.files.wordpress.com/2011/08/askc4b1n-terapi-ebatlc4b1-beyaz-bonus1.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-367" title="kapak" src="http://faikozdengul.files.wordpress.com/2011/08/askc4b1n-terapi-ebatlc4b1-beyaz-bonus1.jpg?w=300&#038;h=211" alt="" width="300" height="211" /></a></strong></div>
<div>“Bu kitap, masal diyene masaldır…Fakat bu kitapta halini gören, bu kitapla kendini anlayan kişi de erdir! Mesnevi , Nil ırmağının suyudur.Kıptiye kan görünür ama Musa kavmine sudur.”<br />
İhtiyacınız olanı ararsınız. Ya da aratılan ihtiyacınızdır.hem ihtiyacınız var hem de aramıyor ve tembellik ediyorsanız b&#8230;u kez onu bulabileceğiniz mekanlara ,insanlara zorla yada size göre tesadüfen itilir ya da çekilirsiniz.<br />
Anlaşılmak bir lükstür.İlişiklerse yaşamın vazgeçilmezi.Yaşamak zordur ve problemlerle baş edebilmeyi gerektirir.”sıkıntı nimettir” der Hz. Mevlana. Şu an hangi sıkıntı sizi neye yöneltiyor? Neyi arayıp bulmanız gerekiyor?<br />
Aşkın Terapi ,yaşamı daha kolay,huzurlu ve yaşanılır kılma yolculuğudur. Bu yolculuğun kılavuzu<br />
Hz. Mevlana, kanatları da aşk’tır.<br />
Ey bütün hastalıkların ilacı aşk sen şad ol&#8230;<a href="http://faikozdengul.files.wordpress.com/2011/08/askc4b1n-terapi-ebatlc4b1-beyaz-bonus.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-364" title="askın terapi ebatlı beyaz bonus" src="http://faikozdengul.files.wordpress.com/2011/08/askc4b1n-terapi-ebatlc4b1-beyaz-bonus.jpg?w=300&#038;h=211" alt="" width="300" height="211" /></a></div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/faikozdengul.wordpress.com/363/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/faikozdengul.wordpress.com/363/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/faikozdengul.wordpress.com/363/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/faikozdengul.wordpress.com/363/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/faikozdengul.wordpress.com/363/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/faikozdengul.wordpress.com/363/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/faikozdengul.wordpress.com/363/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/faikozdengul.wordpress.com/363/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/faikozdengul.wordpress.com/363/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/faikozdengul.wordpress.com/363/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/faikozdengul.wordpress.com/363/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/faikozdengul.wordpress.com/363/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/faikozdengul.wordpress.com/363/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/faikozdengul.wordpress.com/363/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=faikozdengul.wordpress.com&amp;blog=6057254&amp;post=363&amp;subd=faikozdengul&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/08/21/rumi-askin-terapi-1-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/38202df416253b788110df95ec8915aa?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">faikozdengul</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://faikozdengul.files.wordpress.com/2011/08/askc4b1n-terapi-ebatlc4b1-beyaz-bonus1.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">kapak</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://faikozdengul.files.wordpress.com/2011/08/askc4b1n-terapi-ebatlc4b1-beyaz-bonus.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">askın terapi ebatlı beyaz bonus</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>DİĞER YOL!</title>
		<link>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/08/15/diger-yol/</link>
		<comments>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/08/15/diger-yol/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Aug 2011 23:41:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>faikozdengul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://faikozdengul.wordpress.com/?p=361</guid>
		<description><![CDATA[İnsanların birbirini anlaması için yaşadığı acıları mı deneyimlemesi gerekiyor? Böyle sordu. Acı bir duygu. Başka duygular da var. Yaşadığı diğer duyguları da deneyimlemesi gerekiyor zannımca diye cevap verdim. Ancak en çok acıyı deneyimleyenin anlaşılmaya ihtiyacı olabilir diye de ekledim. En çok acıyınca, kanayınca bir yerle,r tedaviye ihtiyaç duyar insan ve tamirciye gider. Kapı ya da [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=faikozdengul.wordpress.com&amp;blog=6057254&amp;post=361&amp;subd=faikozdengul&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanların birbirini anlaması için yaşadığı acıları mı deneyimlemesi gerekiyor?</p>
<p>Böyle sordu.</p>
<p>Acı bir duygu. Başka duygular da var. Yaşadığı diğer duyguları da deneyimlemesi gerekiyor zannımca diye cevap verdim. Ancak en çok acıyı deneyimleyenin anlaşılmaya ihtiyacı olabilir diye de ekledim. En çok acıyınca, kanayınca bir yerle,r tedaviye ihtiyaç duyar insan ve tamirciye gider. Kapı ya da pencere kırılıp bozulmazsa marangoz aranmaz durduk yerde. Bir de yeni baştan inşa ediliyorsa bir yer ustaya gereksinim duyulur. Gittiğiniz ustanın marifeti yaptığı ya da onardığı eserler ve yerlerden ölçülür.</p>
<p>Kim daha çok yer gördüyse, kim daha çok deneyimliyse aradığımız odur genellikle.</p>
<p>İnsan anlaşılmayı en çok da çaresiz kaldığı zamanlarda ister. Anlaşıldığını gören ve hisseden birdenbire rahatlar. Sonra anladıklarını ve anlaşıldığını düşündüğü duygularının tamiri safhasına geçilir. Sonra daha çok deneyimledikçe daha deneyimlileri aramaya başlar. Böyle böyle süren bir yolculuk olsa gerek büyüme. Bu giderek yalnızlaşma da demektir aynı zamanda en çok da bu korkutur. Çünkü seçicilik artmaya başlamıştır.</p>
<p>Oysa eski tamirciler, büyümeyi dileyen ve isteyen birini önce yalnızlığa alıştırarak başlamışlar. Önce yalnızlığın aslında ne olduğunu öğretmek istemişler. İbn-i Arabi neredeyse 16 yaşındayken halvete girmeye başlamış. Bir gün halvetteyken yakın bir dostu merak edip ziyaretine gelmiş. Nasılsın diye sormuş. Şöyle cevap vermiş. Sen gelmeden önce O’nunla birlikteydim. Sen gelince yalnızlaştım.</p>
<p>Hep duyarız. Fakat bir türlü içselleşmez söz. Ne ararsan kendinde ara. Yolculuğa çıkacaksan içine doğru çık. Aradığın her neyse dışarda değil içerde. Bunu lafız olarak söz olarak sever ve beğeniriz. Ancak nasıl anlaşılabilir ki o yolculuğa çıkmadan. Asıl yalnızlığın dışarda olduğunu nasıl anlar ve anlatabiliriz?</p>
<p>İşte en çok acı duygusu insanı içine doğru sürükler. O yüzden de acıyı deneyimleyenler daha kolay anlaşabilir bir yol bulabilirler. Çünkü diğer yolda asıl anlaşılma duygusu. Az gidilen, az seyahat edilen o diğer yol. Nefis sevmediği için diğer yolu önce onu halvete sokup zorla tırnak içinde yalnızlaştırmak gerekir.</p>
<p>Hz Peygamber sav daha Peygamber olmadan önce yalnızlaşmış insanlardan Cebeli Nurda. Hz Yusuf daha bebekken başlamış kuyudaki yalnızlığına ve sonra yedi yıllık zindan. Hz Pir çok az bir katıkla babasının vefatından sonra Seyyid Burhanettin tarafından üç kez arka arkaya halvete sokulmuş.</p>
<p>Önce kendini yalnızlaştırarak başlayınca seyahate, insan korkar mı yalnız kalmaktan? Korkmaz. Çünkü asıl yalnızlık Allah’tan uzak kalmaktır.</p>
<p>Peki önce bu deneyimi yaşamış insanlar, asıl yalnızlığı kavramış olanlar, kalabalığa ihtiyaç duymaktan kurtulmuş olanlar, vazgeçmişler mi diğer insanlarla birlikte olmaktan? Hayır. Yine onların içinde olmuşlar ancak asıl olunması gerekenle. İnsanlar içinde ama asıl sevgilisiyle birlikte. Hatta insanları birlikteliğe çağırmışlar. Kendi başına olmaktan uzak durmaya. Çünkü diğerlerinin de benzeri yolculuklara çıkmalarını daha da teşvik etme görevi üstlenmişler bu kez. Tuzakları fark ettirmek, görünenin tersine, görünenin arkasındaki asıl amacı hissettirmek. Çünkü tersine bir oyunmuş yaşam denilen. Her şey zıddıyla anlaşılırmış. O yüzden bir şeyi anlamak için zıddını düşünerek başlamak gerekirmiş. Birliktelik te asıl yalnızlığı deneyimleyerek tatlılaşırmış. Önce yalnızlığı öğretmek gerekirmiş insanlara ki, kıymetini bilsin diye birlikteliğin.</p>
<p>Acıyı deneyimleyen çaresizdir demiştik. Çaresizlik de bir anlamda yalnızlıktır. Ve en çok anlayacak olan en korkulan şeyi deneyimlemiş olandır. Yani yalnızlığı. Acı hem yalnızlaştırır hem de sizi anlayacak olanı buldurur.</p>
<p>Şimdi öğrendiğimiz kalıpları yeniden gözden geçirelim. Yalnızlık zordur. Dayanılmazdır. Birisine dayanmadan yaşanılmaz. Ve sorgulayalım bunları. En iyi yaşayanların hayatlarını yeniden irdeleyerek. Seni dünyaya gelirken yalnız getiren ve giderken de yalnız götüren seni yalnız ve korumasız bırakır mı? Ve dememiş mi? Ben size şahdamarınızdan daha yakınım diye.</p>
<p>En iyi anlayanlar, en iyi yaşayanlar, kendisiyle en güzel geçinilenler yalnızlığı deneyimlemiş ve yalnızlıktan korkmamayı öğrenmiş olanlardır.</p>
<p>O varsa yalnızlık yok.</p>
<p> O varsa hangi duyguyu deneyimlediğinden çok, hangi duygunun O’na daha çok yaklaştırdığına bakmak gerekmez mi?</p>
<p><strong>Allah kuluna kâfi değil mi? (Zümer, 36) </strong></p>
<p><strong>Her nerede olursanız olun O sizinle beraberdir (Hadid, 4) </strong></p>
<p>Dr Faik Özdengül</p>
<p>&nbsp;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/faikozdengul.wordpress.com/361/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/faikozdengul.wordpress.com/361/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/faikozdengul.wordpress.com/361/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/faikozdengul.wordpress.com/361/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/faikozdengul.wordpress.com/361/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/faikozdengul.wordpress.com/361/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/faikozdengul.wordpress.com/361/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/faikozdengul.wordpress.com/361/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/faikozdengul.wordpress.com/361/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/faikozdengul.wordpress.com/361/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/faikozdengul.wordpress.com/361/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/faikozdengul.wordpress.com/361/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/faikozdengul.wordpress.com/361/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/faikozdengul.wordpress.com/361/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=faikozdengul.wordpress.com&amp;blog=6057254&amp;post=361&amp;subd=faikozdengul&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/08/15/diger-yol/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/38202df416253b788110df95ec8915aa?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">faikozdengul</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>BAŞKA BİR SENARİST VAR!</title>
		<link>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/08/02/baska-bir-senarist-var/</link>
		<comments>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/08/02/baska-bir-senarist-var/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2011 01:29:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>faikozdengul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://faikozdengul.wordpress.com/?p=359</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Toprak yolda koşan  çocuklar geldi gözümün önüne. Bizim bağın civarı.. Deli gibi koşardık.. Umarsız Ayaklara diken battı mı doğru teyzemlerin yanına. Uflaya puflaya. Diken özenle çıkarılır başka bir iğneyle.. Acıtır. Ama koşmamıza mani olmaz. Yine koşarız yine koşarız. O zaman daha mı kolaydı koşmak?  Koşmak olduğunu bilmiyorduk belki, Doğal bir refleks. Belki bilsek ayağımız [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=faikozdengul.wordpress.com&amp;blog=6057254&amp;post=359&amp;subd=faikozdengul&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><br />
</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Toprak yolda koşan  çocuklar geldi gözümün önüne.</p>
<p>Bizim bağın civarı..</p>
<p>Deli gibi koşardık.. Umarsız</p>
<p>Ayaklara diken battı mı doğru teyzemlerin yanına. Uflaya puflaya.</p>
<p>Diken özenle çıkarılır başka bir iğneyle..</p>
<p>Acıtır. Ama koşmamıza mani olmaz. Yine koşarız yine koşarız.</p>
<p>O zaman daha mı kolaydı koşmak?  Koşmak olduğunu bilmiyorduk belki,</p>
<p>Doğal bir refleks.</p>
<p>Belki bilsek ayağımız takılacak dikenlere taşlara, korkardık koşamazdık.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şimdi korkutucu koşmak.</p>
<p>Nefes yetmiyor.</p>
<p>Bir de öğrendik dikenleri taşları.</p>
<p>Salıncakta sallanan çocuk korkar mı düşeceğinden?</p>
<p>Korkmaz tabi.</p>
<p>Ta ki bir büyük gelip ne olacağına ilişkin endişelerini bulaştırıncaya kadar.</p>
<p>Bulaşır endişeler ve korkular.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Korku gerekli mi?</p>
<p>Korku da gerekli sanırım.</p>
<p>?</p>
<p>Ancak bir düzeyi olmalı.</p>
<p>Zira korkunun çoğu tutsak ediyor. Oysa umut özgürleştiriyor.</p>
<p>Dizi kanasa da çocuk salıncağa binmekten vazgeçmiyor. Korkmuyor.</p>
<p>Oysa büyüyünce ne değişiyor?</p>
<p>Neden garanti istiyoruz yaşamdan?</p>
<p>Bir de neyin garantisi?</p>
<p>Sonsuza dek var olmak mı? Ölümsüzlük mü?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sanki bir daha hiç diken batmayacak mı o yolda koşmasan, düşmeyecek misin hiç salıncağa binmesen?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aslında korku da umut da iç içe.</p>
<p><strong>Ey temiz adam, korkuda gizlenmiş emniyeti gördün, ümitte gizli korkuyu da bir gör.</strong></p>
<p>Korkulan başa gelince çoğu zaman insan korkmaktan vazgeçiyor.</p>
<p>Bir kere diken batınca anlıyorsun ki koşmaya engel değil, ama küçükken!</p>
<p>İnsan büyüyünce korkusu da büyüyor. Umudu da büyüyor mu acaba?</p>
<p>Muhtemelen yaşadıklarına bağlı. Ya da öğrendiklerine.</p>
<p>Umut daha çocukça bir şey.</p>
<p>Yaşadıkça umudu artan pek görmedim ama korkuları artan çok.</p>
<p>Bir de somut korkuların yerini soyutlar alıyor. Esas ürkütücü olan da bu.</p>
<p>El alem, statü, itibar, heyecan duymama, başlayamama, bitirememe…</p>
<p>O zaman endişe ve korkular galip geldiğinde insan eskiye bakmalı.  Öncesine dönüp gözden geçirmeli. Korku gerçekten daha büyük çünkü. Korktuklarımızın çoğu gerçekleşmedi. Bazen de korkmadıklarımız ve hatta hiç aklımıza gelmeyenler oldu.</p>
<p><strong>Başka bir senarist var. </strong></p>
<p>Korkmak değil faydalı olan çekinmek belki ve asıl faydalı olan sığınmak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir etek bulup çocuklar gibi, dikenler batınca sığınmak. İğneleri çıkarsın diye.</p>
<p>Ve hep orda olduğuna inanmak.</p>
<p>Belki çocuklar da korkuyordur ancak diken çıkarıcıları var diye bu kadar cesurlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yeniden koşmamıza yardım edecekler.</p>
<p>Dikeni çıkaran, kanayan yere pansuman yapan var.</p>
<p>Korksan da güven. Umut et.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Karanlık yerlere gitme nice güneşler var.</strong></p>
<p><strong>Umutsuzluk tarafına gitme nice umutlar var.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Umut daha baskın olmalı. Yoksa yaşam değirmeni dönmez.</p>
<p>Bir su nasılsa döndürür o çarkı ve bir rüzgar nasılsa eser bir buluta, su olsun diye.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Elbette Allah insanlara karşı sınırsız bir şefkat ve limitsiz bir merhamet sahibidir. (Bakara. 143.)</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Allahım! Senden rahmetini celp edecek şeyleri, gerçekleşmesi kesin olan mağfiretini, her türlü günahtan korunmayı ve her türlü iyiliği kazanmayı diliyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dr Faik Özdengül</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/faikozdengul.wordpress.com/359/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/faikozdengul.wordpress.com/359/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/faikozdengul.wordpress.com/359/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/faikozdengul.wordpress.com/359/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/faikozdengul.wordpress.com/359/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/faikozdengul.wordpress.com/359/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/faikozdengul.wordpress.com/359/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/faikozdengul.wordpress.com/359/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/faikozdengul.wordpress.com/359/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/faikozdengul.wordpress.com/359/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/faikozdengul.wordpress.com/359/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/faikozdengul.wordpress.com/359/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/faikozdengul.wordpress.com/359/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/faikozdengul.wordpress.com/359/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=faikozdengul.wordpress.com&amp;blog=6057254&amp;post=359&amp;subd=faikozdengul&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/08/02/baska-bir-senarist-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/38202df416253b788110df95ec8915aa?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">faikozdengul</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>PERDE</title>
		<link>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/07/26/perde/</link>
		<comments>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/07/26/perde/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jul 2011 00:47:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>faikozdengul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://faikozdengul.wordpress.com/?p=357</guid>
		<description><![CDATA[  Toprak patikada sarsıla sarsıla giden bir aracın içinden baktı yola. Göz kamaştıran güneş yukarı bakmasını engelliyordu. Cam kapanmıyordu. Yüzüne sadece toz değil sıcak ta değiyordu. Yokuşlarda geriye doğru düşüyor, yol düzleşince yeniden etraf görünür hale geliyordu. Sormaktan vazgeçmişti ne zaman diye. Sorunca zaman kısalmıyordu ki. Tek tük ağaçlardı sadece yola eşlik eden. Kim bilir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=faikozdengul.wordpress.com&amp;blog=6057254&amp;post=357&amp;subd=faikozdengul&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong> </p>
<p>Toprak patikada sarsıla sarsıla giden bir aracın içinden baktı yola.</p>
<p>Göz kamaştıran güneş yukarı bakmasını engelliyordu. Cam kapanmıyordu. Yüzüne sadece toz değil sıcak ta değiyordu. Yokuşlarda geriye doğru düşüyor, yol düzleşince yeniden etraf görünür hale geliyordu. Sormaktan vazgeçmişti ne zaman diye. Sorunca zaman kısalmıyordu ki.</p>
<p>Tek tük ağaçlardı sadece yola eşlik eden. Kim bilir kaç zamandır oradaydılar? Yola düşünce düşünürdü insanlar hiç aklına gelmeyenleri. En çok yolda gelirdi aklına insanın hayatı. Ne zaman başladı? Nasıl başladı? Neden başladı? Nereye doğru genişledi? Nerelerden saptı? Hangi ayırımlar nereye sürükledi? Nereye döneceğine, nereden sapacağına nasıl karar verdi? Kimler eşlik etti ona? Nerelerde yalnız başına kaldı? Neyi aradı? Neyi bekledi, beklediği zamanlarda?</p>
<p>Yolda da hayatta da aynıydı insan. Bulunduğu yerden çok ya geçmişe ya da geleceğe dönüktü seyahati. Her renk, koku, dokunuş, sarsılış, tat ya da ses hemen geçmişe götürür, bulunduğu andan koparır onu, kim bilir hangi anısını bilmem kaçıncı kez yeniden ve yeniden yaşar, kaçlarca kez hissettiği duyguları yeniden ve yeniden hisseder hayıflanırdı. Hayıflanırdı diyorum çünkü genellikle olumsuzlardır daha çok götüren geri. Anı yaşayanlar, yaşayıp bitirenler geri dönmezler. Bitenle ilgilenmek yerine bulundukları anı yaşayıp bitirmekle meşguldür onlar.</p>
<p>Ya da gelecek düşüncesindedir insan. Gelecek kaygısında. Geçmişi pişmanlıklarla dolu olanlar, keşkelerini yük edip sırtına alanlar,  sırtlarında çuvallarla iki büklüm yaşayanlar, yeniden keşke dememek için, yeni pişmanlıklar yaşamamak için bu kez, önceden geleceğe gidip olabileceklerle ilgilenir ve akıllarınca önlem almakla meşgul olurlar.</p>
<p>Ya geçmişin pişmanlıkları ve kederi ya da geleceğin kaygısı. İşte asıl iki ağır çuval. İki ağır yük. Bir türlü yaşatmaz anı.</p>
<p>Toprak patika bitmek bilmiyordu. Pişmanlık başladı yeniden. Neden gelmeye karar vermişti? Neden kalmamıştı evde? Neden diğerleriyle birlikte diğer yolculuğu tercih etmemişti? Yine ne istediğini söyleyememişti. Başına ağrılar girdi. Eliyle ensesini oğuştururken öndeki çocuğu fark etti. Oyuncak arabasını koltuğa doğru tutuyor bir ileri bir geri sürerken, ağzından da çocukca sesler çıkarıyordu. Ne zamanla ilgileniyordu, ne geçmişle ne de gelecekle.</p>
<p>Geçmiş ve gelecek yükünü taşımıyordu çocuklar. Bir şeye ihtiyaç duyduklarında ya söylüyor ya ağlıyorlardı.  Anne ya da babası kim varsa eteğini tutuyorlardı o kadar. Ebeveynlerine güveniyor ve anda kalıyorlardı.</p>
<p>Neden bir çocuk gibi düşünüp yaşamayasın ki? Sesin dışarıdan geldiğini sandı. Tekrar sarsıldı aracın içinde. Neden? Yine aynı ses. Ses içerdendi. Dinledi. Sadece yola çıkma kararını verdin ve bindin araca dedi. Ne gitmeyi kontrol edebilirsin, ne yolu ne duracağın yerleri? Sürücüye bal gibi de güvenmek zorundasın. Öfkelendirdi duydukları. Bağırıp çağırmak istedi. Aracı durdurmak, inmek belki de. Sonra saçma buldu düşündüklerini, duygularına engel oldu. Doğru söylüyorsun dedi neden sonra. Çocuğa baktı yeniden. Bal gibi de güveniyordu ebeveynine ve ebeveyninin güvendiklerine ve mutluydu. Aklı ve duyguları, alışkanlıkları, öğrendiği kalıplar dirense de, olabilir dedi. Olabilir. Geçmiş ve gelecek yükünden kurtulmak çocukça düşünerek mümkün olabilir. İyi de onun ebeveyni var? Sese döndü. Ben kimin eteğinden tutacağım? Kime ağlayacağım? Kimden isteyeceğim?</p>
<p>Cevabını biliyorsun dedi. Binlerce kez duydun. Güvenene tek başına yeteni. Dilediğine hesapsız vereni. Yaşatanı, öldüreni, isteyene istediğini vereni. Mülkün kainatın sahibini. Tehlikelerden emin kılanı. Her şeyi görüp gözeteni, her varlığın yaptıklarından haberdar olanı. Varlıkların geçireceği halleri takdir edeni. Karşılıksız nimetler vereni. Her türlü sıkıntıları gidereni. Varlığı hiç değişmeden duranı. Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıranı. Kendisinden hiçbir şey gizli kalmayanı…</p>
<p>Biliyorum dedim. Hepimiz O nun ailesiyiz. Biliyorum da hep unuturum.</p>
<p>Bu dünyanın direği gaflettir dedi. Onu da biliyordum. Durdum sonra ve:</p>
<p>Güvenmeyi seçiyorum dedim.</p>
<p> O zaman gevşedi avuçlarım ve iki ağır çuval gürültüyle terk etti omuzlarımı. Hafifledim. Direnen sesler duymaya başladım bu kez yine içimde: aptal olma, yaşadıklarını düşün, dayanamazsın….</p>
<p>Dinlemedim onları.</p>
<p>Böyle zamanlarda yaptığım gibi elimdeki kitabı öylesine açtım. Sayfa 128. İbn-i Arabi. Bir Sufi’nin portresi. Okudum ve gülümsedim. Şöyle yazıyordu: üç şey Allah’a güven alametidir. Elde mevcut olan kadar cömertlik. Elden kaçmış olanın gönülden de silinmesi. Gerçek mevcut olanın fazl ve ihsanına güvenmek.</p>
<p>Sesler arttı. Başımı kaldırdım kitaptan. Araç durdu. Tozlu yollar geride kaldı. Güneş uzaklaştı. Akşam yaklaştı. İndim. Hafiflikten belki yüzüme bir gülümseme oturdu. Hoş geldin dedi yaşlı adam. Elimi tuttu. Tebessümünden sonra su ikram etti ve yanına oturttu.</p>
<p>Şöyle duyardım dedi eskilerden: geçmişi zikretmek ve gelecek endişesi taşımak,  Allah’la senin aranda perdedir. Her ikisini de yak. Ateşe ver.</p>
<p>Donup kalmıştım. Başka dedim. Başka?</p>
<p>Ve şöyle dua et dedi: geçmişe kederlenmekten ve gelecek için kaygı duymaktan sana sığınırım…</p>
<p>Dediği gibi yaptım. Niyaza durdum. Geçmiş ve gelecek kaydından kurtulmayı da O’ndan istedim.</p>
<p>Dr Faik Özdengül</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/faikozdengul.wordpress.com/357/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/faikozdengul.wordpress.com/357/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/faikozdengul.wordpress.com/357/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/faikozdengul.wordpress.com/357/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/faikozdengul.wordpress.com/357/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/faikozdengul.wordpress.com/357/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/faikozdengul.wordpress.com/357/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/faikozdengul.wordpress.com/357/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/faikozdengul.wordpress.com/357/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/faikozdengul.wordpress.com/357/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/faikozdengul.wordpress.com/357/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/faikozdengul.wordpress.com/357/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/faikozdengul.wordpress.com/357/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/faikozdengul.wordpress.com/357/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=faikozdengul.wordpress.com&amp;blog=6057254&amp;post=357&amp;subd=faikozdengul&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/07/26/perde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/38202df416253b788110df95ec8915aa?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">faikozdengul</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>MUTLUYUM. HEYECANLIYIM!</title>
		<link>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/07/19/mutluyum-heyecanliyim/</link>
		<comments>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/07/19/mutluyum-heyecanliyim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jul 2011 11:40:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>faikozdengul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://faikozdengul.wordpress.com/?p=354</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Mutluyum, heyecanlıyım. Rumi Ve Aşkın Terapi yeni bir yolculuğa çıkıyor. Daha önce Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş yayınlarından çıkan Rumi Ve Aşkın Terapi I ve II şimdi Karatay Akademi Yayınları tarafından yeniden basılıyor. Çok kısa bir süre içinde size çok yakın olacaklar. Vitrin ve raflarda sizleri selamlayacaklar. Çok heyecan verici. Kitabın da bir yolculuğu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=faikozdengul.wordpress.com&amp;blog=6057254&amp;post=354&amp;subd=faikozdengul&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><br />
</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mutluyum, heyecanlıyım.</p>
<p>Rumi Ve Aşkın Terapi yeni bir yolculuğa çıkıyor.</p>
<p>Daha önce Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş yayınlarından çıkan Rumi Ve Aşkın Terapi I ve II şimdi Karatay Akademi Yayınları tarafından yeniden basılıyor. Çok kısa bir süre içinde size çok yakın olacaklar. Vitrin ve raflarda sizleri selamlayacaklar. Çok heyecan verici.</p>
<p>Kitabın da bir yolculuğu var. Tıpkı bizler gibi. Doğumu, bakımı beslenmesi, büyümesi, faydalı olması. Doğduğu yerle nihai yeri birbirinden farklı.</p>
<p>Rumi Ve Aşkın Terapi de öyle oldu. Önce fikir ve hayalde doğdu. Sonra fiili olarak var oldu. Uzun süre demlendi. Sonra bir çok okurumun da dediği gibi başucu kitabı oldu. Umarım bu yolculuğunda da sizlerle selamlaşır halleşir. Dualarınıza vesile olur. Kitap ve yazı öyle. Atılan bir ok gibi. Nerede duracağı nereye ulaşacağı bilinmez. Bana da bu vesile ile hamd etmek ve şükretmek düşer.</p>
<p>Madem kitapla başladık yazıya o zaman biraz ne yapıp ettiğimizle ilgili de haber verelim. Konya’da iki tane olmak üzere İzmir’de oluşturduğumuz guruplarımız var. Arkadaşlarımızla belli aralıklarla kitabın içeriğine de uyan gurup çalışmalarımız oluyor. Nasipse Ramazan Bayramından sonra İstanbul ve Antalya guruplarımız da olacak. Buradan duyurusunu yapmış oluyum, dileyen arkadaşlar katılım veya haberdar olmak için aşağıda vereceğim linkten irtibata geçebilirler. http://faikozdengul.wordpress.com/duyuru-ve-etkinlikler/</p>
<p>Gurup çalışmalarımızda ne yapıyoruz? Tabi ki Mesnevi okuyoruz. Mesnevi-i şerif’i bir psikoterapotik disiplin haline getirmeye çalışıyoruz. Terapotik bir kuram gibi görüyoruz onu. Daha çok Tahirul Mevlevi Üstad’ın şerhinden yararlanıyoruz ve bugüne dek yüzlerce yıl nasıl anlaşılmışsa o birikimleri de gözden geçirip bugünün diliyle yeniden anlamaya ve anlamlandırmaya çalışıyoruz. Günümüz için yararlı pratik sonuçlar çıkartmak istiyoruz. Toplantılarımız bir nevi gurup terapisine dönüşüyor ve sıkı dostluklar kuruluyor. Zihnimizdeki Allah kavramı farklılaşıyor. Bize kendini anlattığı gibi O’nu yeniden öğreniyoruz. Daha çok seviyoruz. Eskisinden daha çok O’nunlayız artık hepimiz. Her iki dünyaya da bakışlarımız ve algılamalarımız değişiyor. Sorunları daha hoş karşılayabiliyor ve onlardan ürkmüyoruz. Nasılsa Allah var diyebiliyoruz. Yalnız değiliz hiç birimiz artık. Hikayelerimizi anlatıyoruz birbirimize. Hikayelerimizi öğrenince daha çok seviyoruz birbirimizi.Güçlü olma kavramı zihnimizde  daha büyük bir güce teslim olma rahatlığına dönüşüyor. Başkaları eskisi kadar önemli değil artık bizim için. Dış odaklı olmak yerine asıl Sevgiliyle daha çok işimiz. Duygularımızı ve aklımızı mihenge vurur olduk ki; hangi düşünce ve içimizden gelen hangi ses doğruyu söylüyor daha kolay anlayabilelim diye. İçimizden gelen sesleri ayrıştırmaya başlayabildik. İçimizden gelen her sesin bize ait olmadığını da biliyoruz artık. Korkularımız eskisi kadar büyük değil. Korkumuz daha çok yakınlaşalım O’na diye artık. Ve daha cesuruz. Korku duymanın normal olduğunu da biliyoruz ve asıl cesaretin korkusuzluk değil korka korka yapılması gerekeni yapmak olduğunu da öğrendik ve içselleştirdik. Sevmenin asıl O’nu sevmekle birlikte her şeyi sevebilmek olduğunu da. Doğru sevme diye bir şeyin var olduğunu da biliyoruz. Sevmek için önce anlamak gerektiğini bunun yolunun da dinlemekle başladığını da biliyoruz. Daha çok dinliyoruz. Daha az konuşuyoruz. En çok da O’na anlatıyoruz. Niyaz ediyoruz. Gözyaşlarıyla sulanan bir toprak gibi seccadelerimiz. Şahit olsunlar ilerde diye başımızı daha çok koyuyoruz onlara. Daha esneğiz. Acziyetimizin farkındayız. Her şeye gücümüzün yetmediğini kabullendik. İlmin Süleyman’ın mührü olduğunu da öğrendik. Öğrenmek ve öğretmenin gereğini bildiğimiz gibi hiçbir şey yapamasak da bir meyveli ağacın altında uyuyabileceğimizi de biliyoruz artık. İlmin gölgesinin, üstatların gölgesinin en gidilesi en bulunası yerler olduğunu, yaralarımıza merhem olacak olan velilerin merhemlerinden kaçmamayı da.</p>
<p>Yol ve yolculuğumuz devam ediyor. Birlikte. Dostlarla. Arkadaşlarla. Sizlerle. Kutlu olur inşallah. Dua ve niyazlarınızla bize destek olun lütfen.</p>
<p>Allah niyetlerimizi bozmasın, şaşırtmasın. Emanında tutsun. Emin kılsın. Rahman ve Rahim sıfatlarıyla merhametini esirgemesin hepimizden. Kusurlarımızı örtsün. Mağfiret etsin. Hayırlı güzel niyet ve amellerle Ramazan’a  ve bayramlara ulaştırsın inşallah.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ve bir Hz Mevlana şiiri:</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Bu Ayrılık</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Kusuruma bakmayın benim dostlar,</em></strong></p>
<p><strong><em>Bağışlayın beni.</em></strong></p>
<p><strong><em>Ben davullara, bayraklara aldırmayan,</em></strong></p>
<p><strong><em>Bir Padişahın yoluna düşmüşüm.</em></strong></p>
<p><strong><em>Deli divane olmuşum.</em></strong></p>
<p><strong><em>Çok uzaklardan yürüyen bir adam gibiyim ben.</em></strong></p>
<p><strong><em>Çok uzaklardan geçen bir hayal gibi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Ama yok da sayılmam hani.</em></strong></p>
<p><strong><em>Var olan bir şeyim ben.</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Hadi ben bensiz geleyim.</em></strong></p>
<p><strong><em>Sen sensiz gel.</em></strong></p>
<p><strong><em>Ne varsa şu ırmağın içinde var.</em></strong></p>
<p><strong><em>Soyunalım iki can.</em></strong></p>
<p><strong><em>Dalalım şu ırmağa hadi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Bu kupkuru yerde yakınmadan başka ne gördük.</em></strong></p>
<p><strong><em>Bu kupkuru yerde ne gördük zulümden gayri.</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Bu ırmakta ölmek var bize.</em></strong></p>
<p><strong><em>Bu ırmakta ne gam var, ne keder, ne dert var.</em></strong></p>
<p><strong><em>Bu ırmak alabildiğince yaşamaktan,</em></strong></p>
<p><strong><em>Bu ırmak iyilikten cömertlikten ibaret.</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Durma çabuk gel. Gelmem deme.</em></strong></p>
<p><strong><em>Ne evet demek yaraşır sana, ne hayır dostum.</em></strong></p>
<p><strong><em>Senin şanına sadece gelmek yaraşır.</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dr Faik Özdengül</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/faikozdengul.wordpress.com/354/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/faikozdengul.wordpress.com/354/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/faikozdengul.wordpress.com/354/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/faikozdengul.wordpress.com/354/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/faikozdengul.wordpress.com/354/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/faikozdengul.wordpress.com/354/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/faikozdengul.wordpress.com/354/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/faikozdengul.wordpress.com/354/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/faikozdengul.wordpress.com/354/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/faikozdengul.wordpress.com/354/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/faikozdengul.wordpress.com/354/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/faikozdengul.wordpress.com/354/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/faikozdengul.wordpress.com/354/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/faikozdengul.wordpress.com/354/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=faikozdengul.wordpress.com&amp;blog=6057254&amp;post=354&amp;subd=faikozdengul&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://faikozdengul.wordpress.com/2011/07/19/mutluyum-heyecanliyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/38202df416253b788110df95ec8915aa?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">faikozdengul</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
